Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Kantarın topuz kaçmasın

Bir toplumun kahramanlık hikâyelerine de menkıbelere de ihtiyacı vardır. Toplumların besin kaynağıdır onlar, yeter ki dozunda verilsin… Yüzde 15-20 iyidir mesela…

 

Fakat bu oran tersine çevrilir ve topluma anlatılan hikâye ve menkıbe oranı yüzde 80-85’lere çıkarsa o zaman tehlike başlar: Zira toplum önce duyarsızlaşır, sonra patlar: “Bum!”

Bir dönem “laiklik” konusunda kaçmıştı kantarın topuzu. Şimdi de “din” konusunda kaçıyor. Kantarın topuzu kaçmasın!..

 

Yıldız Sarayı bir zamanlar meyhane olarak kullanıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yıldız Sarayı’nın bir dönem kumarhane ve meyhane olarak kullanıldığını belirttikten sonra “Bu kadar ahlaksızca, adice, alçakça bunlar bizim ecdadımıza yapıldı” demiş. İşaret ettiği konu gerçekten önemli bir konu ve doğru;  “yapıldı” dediği şeyler yapıldı.

Da… Doğruyu doğru yerde, doğru zamanda doğru kişilere söylemek lazım…  Erdoğan bu sözü Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, İlim Yayma Vakfı, İmam Hatipliler Derneği, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı, Diyanet Vakfı ve Gençlik Vakfı iftarında sarf etti. Çayın bu tarafındakilerle oturup çayın öbür tarafındakilere “ahlaksız ve adiler” diye saydırdı yani. Bir nevi savaş ilanı. Ya da mevcut savaşın devam ettiğinin ilanı. Karşı tarafın da eli armut devşirmiyor tabii. Onlar da taş alıp sana atacaklar illaki. Ha, savaştan besleniyorsan bu yolu izlersin ama “kese döner sap döner, gün gelir hesap döner” diye bir söz var. Bu yaptığınla toplumu savaşa ittiğinin de farkında mısın?

 

                        Diktatör heveslisi çok

Geçenlerde bir iş adamı dostumu ziyaret gittim. Şirket yöneticisi profesyonellerden yakında ve “Erdoğan’a kızıyorlar ama adam haklı” dedi. O da “Bu böyle ola” demeyi ve dediğinin sorgusuz sualsiz yapılmasını istiyor ama diyemiyor. Yaptıramıyor. Yöneticilerden biri de oğlu. O dahi itiraz ediyor babasının tepeden inme sözlerine.

Baba “Ben bunca zamandır piyasayım. Tecrübem var ama kimse dinlemiyor” diye sızlanıyor. Yöneticiler ise “O biliyorsa biz de biliyoruz. Oturup müzakere ettikten sonra karara bağlamalıyız” diyorlar. Diktatör patron, demokrat yönetici!.. İkisinin sayısı da tahminlerin üstünde... Ülkenin bölünmüşlüğü böyle kritik bir noktada işte!..

 

                  Şeyh uçmaz, müritleri uçurur

Mürit, şeyhiyle övünmeyi sever. İnsanın fıtratında vardır bu: “Benim şeyhim şöyle kaçar, böyle uçar” demekle kendi statüsünü yükseltir.

Siyasette ya da iş dünyasında da vardır bu. “Benim patronum bir tanedir.” Ya da “Bizim partinin lideri, gelmiş geçmiş liderlerin en iyisi.”

Hele lider veya patronun gururu bu övgülerden hazzediyorsa statü olmaktan çıkar goygoyculuğa kadar uzanır bu övgüler. Önce “Bizim reis, memleketin önderidir” diye bir yoklama çeker goygoycu. Baktı ki işe yarıyor “Bizim reis bölgenin lideridir” demeye başlar. Onun da bir alıcısı olduğunu görmüşse o vakit de “Bizim reis dünyayı kurtaracak tek liderdir” diye vurur sazın teline.

Burada bittiğini sanmayın sakın. Goygoyculuğun sonu yoktur, unutmayın. “Bizim reisin ipine sarılan hem dünyada hem ahirette rahat eder” devri başlar ki, bu dönem uçmanın en katmerlisidir.  

Orada kalsa yine iyi; kalmaz. Kralcılar kralı över, kral kralcıları över öylece devam eder gider bu devran.

Eskiden padişahların soytarıları olurmuş, onu eğlendiren, pohpohlayan ama padişahın hemen yanında “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah vardır” diyen aklı başında dostları olurmuş. Şimdinin padişahı maalesef mahrum işte o dosttan…

 

 

 

 

 

BizGençler