Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Kaş yaptırayım derken gözünüzden olmayın!

Türkiye, sağlık turizminde iddialı bir yere geldi ve yılda 500 milyon dolar tutarında ciro yapan bir marka oldu. Bu yükselişte “plastik cerrahi”nin çok önemli rolü var.

 

“Plastik” malum, şekil vermek, bozulan dokuları yeniden onarmak anlamına geliyor. Sağlık ve güzelleşmeye yönelik bu dev sektörün geçmişini, bugününü ve yarını Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği (TPRECD) Başkanı Prof. Dr. Akın Yücel, Yönetim kurulu üyeleri Prof. Dr. Şükrü Yazar ve Prof. Dr. Selahattin Özmen ile görüştük.

Plastik cerrahinin tarihi M.Ö. 6.yüz yıllara kadar uzanıyor. O dönemlerde “kulak” ve “burun” kesme cezası çok revaçtaydı ve oldukça sık uygulanıyordu. Plastik cerrahi işte bu yaraları onarmak ve yerine yenisini koymak maksadıyla gelişme gösterdi.  İkinci Dünya Savaşı’nda da görüyoruz “burun” ve “kulak” kayıplarını. Askerlerin savaşta kaybettiği burun ve kulağı yine plastik cerrahi kazandırıyor ve hızlı bir gelişme süreci yaşıyor.   

1800’lü yılların sonunda meme, 1940’ta el cerrahisi başladı. 1959-60 yılları arasında ise organ nakli gündeme geldi. 1980’den itibaren kendi dokusundan meme onarımı gelişti. Bir yeri onarmak için başka bir yerden doku almak gerekiyor ancak doku alınan yerde de deformasyon olmaması lazım. Plastik cerrahi bu iki operasyonda da başarılı bir noktaya geldi.

Cerrahların el hünerleri ve bilgileri ile teknolojinin gücü bir araya gelince plastik cerrahi zirveye çıktı. Şimdi “çılgın” taleplerin “deli” uygulamaların yaşandığı bir dönemdeyiz. Kendisini iyi hissetmek isteyen kişi cerrahi operasyon yaptırıyor.  

Yüz, göz, meme, karın, bacak gibi estetik operasyonları cerrahlar yaptığı için burada pek fazla problem yaşanmıyor. Cerrahi operasyon yaptırtacak olan kişi, küçük bir araştırma ve soruşturma neticesinde ehil bir cerrah bulabiliyor.

Botoks ve dolgu öyle değil ama. Ehil olan da olmayan da bu alanda faaliyet gösteriyor ve onları birbirinden ayırt etmek oldukça zor! Botoks ya da dolgu yaptırmak isteyenin işinin ehli, mesleğinin erbabı uzman dermatoloğa gitmeleri şiddetle tavsiye ediliyor. “Kaş yaptırayım derken gözden olma” riski var çünkü.

Türkiye’de birçok başarılı sektör, yeterli denetim olmaması nedeniyle merdiven altı üretim karşısında güç kaybetti ve sonunda da kaybolup gitti. Dolayısıyla ülke kaybetti!

Aynı şeyin ameliyatsız yüz gençleştirme ve saç ekiminde Avrupa birincisi; burun estetiği ve lazer epilasyonda Avrupa ikincisi olan plastik cerrahide yaşanmaması lazım. Bu da branş ihlallerinin ve merdiven altı uygulamaların önüne geçmekle mümkündür. Ayrıca bu alana yapılan yatırımların teşvik edilmesi de gerekmektedir. Desteklensin ki, plastik cerrahinin dünyadaki pozisyonu daha da artsın ve güçlensin.

Plastik cerrahi sadece doğuştan olmayan ya da hastalıklar ve kazalar nedeniyle kaybedilen organları onarmıyor. Birçok uygulamaların da fikir babalığını yapıyor. Kırılmayan (dağılmayan) cam bunlardan birisidir.

 

BizGençler