Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Mağrur olma padişahım!..

Bir insanın her şey bildiği dönemler oldu mu bilmiyorum ama olmuşsa da o günler çok gerilerde kaldı. İçinde yaşadığımız çağda işler çok çetrefil bir hal aldı ve acımasız bir rekabet yaşanıyor.

 

Patron ve yöneticilerin danışmanları var artık. Adı üstünde “danışman.”  Patronlar, içinden çıkamadıkları konuları onlara danışıyorlar. Bu danışmanlara ödenen ücretler de oldukça yüksektir.

Hiçbir iş adamı boş yere para harcamaz. Profesyonel yöneticiler ise zaten o kadar geniş yetki sahibi değildirler. Buna rağmen o fahiş bedeller ödeniyorsa, karşılığı alınıyor demektir.

Ülkeleri yöneten cumhurbaşkanları, başbakanlar ve kabine üyelerinin de danışmanları vardır. Onları enforme eder bu danışmanlar. Ekonomi, siyaset, sosyal meseleler hakkında hem bilgilendirirler ve hem de ne yapacakları hususunda yönlendirirler de onları. 

Eskiden hünkârların sadrazamı ve vezirleri olurmuş. Padişah ya da kralın yakınında ayrıca bir de soytarı bulunurmuş; efendisini eğlendirmekmiş onun görevi. O kadar devlet işiyle cebelleşen kişi padişah da olsa nihayetinde insan, stres altında kalmaması mümkün mü?

Soytarının en önemli görevi hünkârın stresini almaktır. Aldı aldı; alamadı kelle gider. Şaklabanlık yapacak, nükteli konuşacak, efendisini pohpohlayacak ve onun stresini alacak.

Bazen bu soytarıların ipin ucunu kaçırdığı ve padişahı öve öve göklere çıkardığı olurdu. İşte bu dönemde “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah vardır” diyen bir de ulema sınıfı varmış. İpi çekip padişahın ayaklarının yere değmesini sağlarmış bu sınıf. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sayısız danışmana sahip. Onlarla meşveret ediyor. Dış politika, ekonomi, siyaset, sosyal hayat, sağlık, eğitim, güvenlik gibi birçok konuda hizmet veriyor bu danışmanlar. Elbette ki çok iyi para alıyor hepsi de...  

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve danışmanları arasındaki ilişki ile iş dünyasındaki yönetici ve onların danışmanları arasındaki ilişkiyi birbirinden ayran ince bir çizgi var sanki. Hatta son senelerde biraz kalınlaştı bu çizgi.

Erdoğan’ın kendisine pek yakışan bir “Kaşımpaşalı” tarz ve tavrı var, malum. Bu tarz “soytarı”yı atak yapan, “Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah vardır” demesi gereken ulemanın ise cesaretini kıran bir tarzdır.

Dolayısıyla Erdoğan’ın etrafındaki kişiler “En büyük sensin” havası basan kişilerden oluşmaya, ya da doğruyu söylemek yerine “en büyük sensin” diyene dönüşen kişilerle dolmaya başladı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ülke yönetiminin en tepe noktasında bulunuyor. Başbakan, bakan, danışman, vali, milletvekili, muhtar… Hepsi ama hepsi Erdoğan’ın ağzına bakıyor. Buna rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan mütevazı halini bozmadı. Halkın içine karışıyor, sade bir hayat yaşayan aileleri ziyaret ediyor ve kendini etrafındakilerin pohpohlamalarından koruyor kendini ama nihayetinde o da insan!..

BizGençler