Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Mülteciler neden çok çocuk yaparlar?

Kelimelerdeki sadeliğe aldanmamak lazım: “İş, aş ve eş!” Çok basit değil mi? Bu basit üç kelime öyle bir anlam yüklü ki, ağırlığı tartışılmaz. Çok basit bir anlatım tarzı olmasına rağmen insanlığın özünü tarif ediyor.

İnsanoğlu, daha doğrusu tüm canlılar nesillerini sürdürmek üzere programlanmışlardır. Balinaların çiftleşmek için okyanusları aşması, karetta karetta deniz kaplumbağalarının yumurtalarını bırakmak için sahillerde yuva yapması hep bunun içindir.

Bir arkadaşım zeytin ağacıyla ilgili anlattığı anısı çok enteresandı.  Zeytin ağacı yüzlerce sene ömrü olan ağaçlar ama nihayetinde o da yaşlanıyor.

Öyle yaşlı ağaçlardan biri de arkadaşımın bahçesindeymiş. Meyve vermez olmuş. Arkadaşım o ağacın meyve vermesini sağlamış. Nasıl sağladığını anlattığında çok şaşırmıştım. Konuyla ilgisi olduğu için ben de size anlatayım; siz de şaşırın:

“Ağaç hiç zeytin vermiyordu. Yaprak sayıları da yok denecek kadar azalmıştı. Onun bu haline üzüldüğümü gören tecrübeli bir köylü, ‘köküne birkaç kazma darbesi vur’ dedi. Vicdanım sızlaya sızlaya yaptım köylünün dediğini. Zeytin ağacı ertesi sene meyve verdi. Çok sevindim. Koşa koşa köylüye gidip işin sırrını sordum. ‘Her canlı gibi o da neslinin yaşamasını düşünüyor. Darbeyi alınca, ölmeden önce son görevini yapmaya odaklanıyor ve meyve veriyor’ dedi.”

Şimdilerde Suriyeli mülteciler gündemde ya; hemen hepimiz “Evleri yok, barkları yok. Gelecekleri meçhul ama buna rağmen ha bire çocuk yapıyorlar” diyoruz. Hâlbuki esas onların çocuk yapmaya ihtiyacı var. Kendilerinin başına bir şey gelse dahi nesillerinin sürmesi lazım. Bu bilinçli yapılan bir şey de değildir. Eşler oturup “Ne olur ne olmaz” deyip çocuk yapma niyetiyle hareket etmiyorlar. Program öyle.

Neslin devamını sağlayan çocuğu yapmak için eş lazım. Eşi, dişi seçer. Kadınların yakışıklı erkek arayışları aslında eli ayağı düzgün birinden çok “Bana sağlıklı çocuk verebilecek biri” şeklindedir. Şuur altındaki bu tercih hiç değişmez. Boy pos. Kaş göz. Hepsinin arkasında “Bana gürbüz çocuk verecek sağlıklı erkek” vardır.

Dişi balina nasıl erkek balinaları kızıştırarak; kavga etmelerini sağlayıp rakiplerini mağlup eden ile çiftleşiyorsa, insan da dâhil diğer canlıların durumu da üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Kişinin hayatını sürdürebilmesi de beslenmeye bağlıdır. “Aş” yesin ki yaşasın. Aşa ulaşmanın yolu da işten geçiyor.

İnsanoğlu “iş” bulsun, elde ettiği kazançla “aş” alsın ve çocuk yapıp neslini devam ettirsin. Çok basit bir formül ama hayatın gerçeği bu basit formülde saklıdır.

Akla şöyle bir soru gelebelir? Gelişmiş ülkelerde nüfus artışı durdu hatta bazı ülkelerde geriledi! Ona ne diyeceğiz? Aslında o durum bizim tezimizi güçlendiren bir durum. Refah seviyesi artınca insanlar kendilerinin ve nesillerinin garanti altında olduğu yanılgısına düşüyorlar. Zenginliğin getirdiği rahatlık, "neslimi devam ettirmeliyim" sorumluluğunun üstünü örtüyor. Suriyeli mültecinin yaşadığı korkuyu ortadan kaldırıyor.

Ülkeyi yönetenlerin görevi de aynı doğrultudadır. Kişilerin bu insani görevlerini yerine getirmelerini kolaylaştırıcı tedbirler almaları ve hayatı kolaylaştırıcı sistemler kurmaları gerekir.

İnsanoğlunun bu üç ihtiyacını karşılayan iktiadarlar hüsnükabul görürler. Doğru strateji geliştiren iktidarlar ise toplumun refah seviyesini yükseltirler ve insanların huzur ve güven içinde yaşamaları sağlarlar. 

 

 

BizGençler