Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Ne ka hukuk, o ka kalkınma!

Türkiye, Küresel Rekabet Edebilirlik Endeksi sıralamasında 140 ülke arasında 45’inci sıradan 51’inci sıraya düştü!

 

İşsizlik oranı yüzde 10’un üzerine çıktı ve 3 milyon 127 bin kişi işsiz!

Çekirdek enflasyon kronikleşti!

İhracat kabiliyeti azaldı!

İhraç ettiği ürünler arasında ileri teknoloji ağırlıklı ürün oranı yüzde 2!

Katma değeri yüksek ürün üretemiyor!

Yabancı yatırımcı gelmez oldu, gelen de nazlı geliyor!

Dolar 3 Lira’nın üstünde seyrediyor!

Kredi faizleri bir türlü inmiyor!

Başbakan Binali Yıldırım “İnovasyon” diyor, “Ar-Ge yatırımlarını destekleyeceklerini” açıklıyor, sanayi sektörünü güçlendirmek için önemli “teşvik” vereceklerinden dem vuruyor, “tarımı ayağa kaldıracak” projeleri olduğundan söz ediyor.

Bunların hepsi önemli ve faydalı şeyler.

De…

Yıldırım Hükümeti neyle yapacak bunları?

“Teşvik” ve “destek” elbette gerekli ama bunun için para lazım. Olan para yol, havalimanı ve rezidans inşaatına gitti.

Türkiye oturma izni sattı

Konutlar prim yaptı, müteahhitler 300 – 500 bin liraya rezidans satıp para kazandılar ama inşaat sektörüyle büyüme stratejileri ahım şahım bir büyüme sağlamıyor ekonomilere. Hele sürdürülebilir olması söz konusu değil; onun da sonu geldi zaten.

Türkiye inşa ettiği rezidansları kullanıp yabancılara oturma izni sattı aslında.  300 – 500 bin lira verip bir konut satın alana bir sene oturma izni verdi. Kişi o konutu satmadığı müddetçe yenileniyor izni.

“Teşvik” konusuna dönelim biz yine. Türkiye’de “Ar-Ge” teşvik edecek, inovasyona destek verecek para kalmadı.

Devletin vergi gelirleri düştü çünkü. Kredi pahalı. Yabancı yatırımcı da gelmiyor. Hâl böyle iken neye hangi teşviki verecek ki?

Rahmetli Özal 1980’li yılların ikinci yarısında turizm sektörünü teşvik etti. “Otelin, perde alımına kadar satın aldığı her şeye” destek verdi. İyi de yaptı. Turizm sektörü bugün (istisnalar hariç) 30 milyar dolar döviz kazandırıyor ülkeye ve her sene artıyor bu kazanç.

Teşvik, bugünden yarına geri dönüşü olan bir şey değildir. Senelerce beklemek gerekir. Türkiye’nin ise birkaç sene beklemeye tahammülü kalmadı. Daha doğrusu finans yapısı buna izin vermiyor.

Bu girdaptan çıkış yolu yok mu?

Olmaz olur mu, var tabii.

Türkiye “Hukuk Devleti” olursa hem yabancı sermaye çeker, hem yatırım yapar, hem “Ar-Ge” teşviklerine fon ayırır ve hem de “500 milyar dolarlık İhracat hedefini” tutturur.

Son söz: Ne ka hukuk, o ka kalkınma!

 

 

 

 

 

 

 v

BizGençler