Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Neden "evet" ya da "hayır?"

Referandumun siyasi ayağının yanında ekonomik, sosyal, dini ve hukuki ayağı da var.

Siyasi ayağı malum; Ak Parti - MHP ittifakı Anayasa değişikliğini Meclis’ten geçirdi ve referanduma gidiliyor. Ak Parti ile MHP’nin oy toplamı yüzde 61. MHP’nin muhalif kanadı hesaba katınca bu oranın aşağı ineceği kesin ama gene de yüzde 51’den aşağı düşmeyeceği tahmin ediliyor.

Toplum, ne gerek vardı da bu değişikliğe gidiliyor, bilmiyor. Vatandaş bu hususta tam bilgilenmiş olarak gitmiyor sandığa. Merak da etmedi. Şuurlu bir gidiş yok yani.

Seçmen şayet kim ne diyor kulak verse ve sandığa bilinçli bir şekilde gidiyor olsaydı endişeye mahal yoktu. Baktı gördü beklediği olmadı, değiştirirdi. O şuur olmayınca değiştirme ihtimali de ortadan kalkıyor. Taze gelinin “hem ağlarım, hem giderim” deyimi misali; tıpkı 1982 Anayasa’sı gibi hem şikâyet eder hem gider artık!..

 

Ekonomi Ayağı

 

Referandumun ekonomik ayağı çok daha farklı ve vatandaş bu konuda “Büyük Türkiye”, “Güçlü Türkiye” lafından başka bir açıklama işitmedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ekonominin bazı kurallarını değiştiriyor ve “Bütçe” ve “Vergi” hakkını 700 sene geriye götürüyor!

İngiltere’de 1300’lü yıllarda tüccarlar ve aristokratlar “Vergi” salma hakkı kendisine ait olan krala karşı çıktılar. “Vatandaştan vergi toplama hakkı vatandaşın olmalı” diyerek;  “Vergi salma hakkı, vatandaşın temsilcisine verilsin” dediler ve parlamenter sistemin temeli o gün atıldı. “Vergi” salma hakkı ve “Bütçe” hazırlama hakkı parlamentoya verildi.

Amerika gibi “Başkanlık Sistemi” ile yönetilen ülkelerde ise Başkan, Senato ile uzlaşmaya zorlanıyor.

Yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sisteminde ise “Vergi” ve “Bütçe” hakkı Meclis’ten alınıp Cumhurbaşkanı’na veriliyor. Cumhurbaşkanı, hazırladığı Bütçeyi Meclis’e sunmakla mükelleftir. Meclis kabul etmese dahi Cumhurbaşkanı, Bir önceki yılın Bütçe rakamları“Yeniden Değerlendirme Oranı” kadar arttırıp uygulamaya sokabiliyor. Yersen!

 

Sosyal ayağı

 

Gelelim sosyal ayağına. Burada korkular hâkim! “Ötekileştirme” sonucu toplumun yarısı, kendisini diğer yarısının etki ve baskısı altında hissediyor. “Mahalle baskısı”nın çok ötesinde bir algılama bu. “Benim sosyal hayatımı değiştirecekler” korkusu yaşıyor diğer yarı kesim!

İktidar istediği kadar “Biz tüm vatandaşımızın iktidarıyız” desin; vatandaş, farklı algılıyor ve bu algısını korkuya dönüştüren olaylara maruz kaldığını söylüyor.

 

Hukuki Ayağı

 

Ak Parti yeni sistemde “yargı-yasama-yürütme” erklerinin güçleneceğini iddia ederken, CHP başta olmak üzere “Hayır”cılar ise “yargı ve yasama”nın yürütmenin emrine gireceğini iddia ediyorlar. Bu tartışmanın dışında bir durum daha var. O da, kendisini “devlet”in, “hukuk” yerine koyan vatandaş sayısındaki artış! Sokaklarında, mahallelerinde kendi kurallarını koyuyor bu insanlar. Vahim bir durum!

 

Din Ayağı

 

Yeni sistemin “dini” ayağı da incelemeye muhtaç bir durum. Din üzerinden siyaset yapma geleneği had safhaya ulaştı. İktidarın desteğini alan cemaatlerle, diğer cemaatlerin arası açıldı. İktidardan nemalanamayan cemaatlerin nemalanan cemaatler duydukları öfke büyüdü. Nemalanan cemaatler bugün bu öfkeyi dikkate almıyorlar ama iktidarların da bir ömrü var. İktidar ve onun gücü gidince ne yapacak o cemaat?

Cemaatler arasında çok eskiden beri süregelen sürtüşmeler vardı ama sınırlıydı bu sürtüşme. Ak Parti döneminde tamamı su yüzüne çıktı ve birbirlerine diş biler duruma geldi cemaatler. Topu kapan kaleye koşuyor çünkü. Paslaşma yok, sağa sola bakma yok!

Devletle din işlerinin bu kadar birbirine girdiği, girift bir hâl aldığı hiç olmamıştı. Tekrar yerli yerine oturmak oldukça zor olacağa benziyor!

Parti ve siyasetçi bugün varsa da yarın yoktur. Onlar gider ama bu ülkenin birer gerçeği olan cemaatler kalır. Kendisine destek veren siyasi güç gittiğinde o cemaat, diğer cemaatlerin husumet ve öfkesiyle karşılaşacaktır. İşte o an önemlidir. Siyasetçi “Aldatıldım. Rabbim ve halkım affetsin” deyip işin içinden sıyrılabiliyor. Cemaatin “Yanlış yaptım, özür dilerim” deyip aklanması imkânsız.

Son söz: “Evet” de “Hayır” da demokratik haktır ve vatandaşın bu hakkı dilediği gibi kullanmasına engel hiçbir şey yoktur.

Da… O hakkını, araştırıp soruşturup öyle kullanmak da vatandaşlık görevidir. Yapmazsa, vebal altında kalır. Özgürlük sorumlulukla birlikte bir bütündür.

 

 

BizGençler