Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Sağlık şehri müjde mi?

Başbakan Binali Yıldırım Ak Parti Grup Toplantısı’nda on altı “sağlık şehri” kuracaklarını ve bu şehirlerin her birisinin bir kasaba büyüklüğünde olacağını söyledi.

 

Başbakan fazla detay vermedi. Sadece “İçinde hastaneler olan şehirler” dedi ve sağlık şehirlerinde otellerin de olacağını belirtti. Ha bir de ilk başta on altı olan şehir sayısının otuza çıkacağını ve toplam nüfuslarının 30 bini bulacağını bildirdi.

Yumurta gibi yusyuvarlak bir söz. Planı yok, programı yok, bütçesi yok. Başbakan Yıldırım sadece “sağlık şehirleri kuracağız” dedi. Partisinin grup toplantısında bundan daha fazla söyleyemezdi. Önümüzdeki günlerde daha geniş bilgiler gelecektir bu konuda mutlaka.

Da… Havuz medyası hemen manşeti patlattı: “Başbakan Binali Yıldırım’dan sağlıkta yeni dönem müjdesi.”

Bunun neresi müjde anlayamadım doğrusu?!. Tamam, insan destek verdiği lideri alkışlar “Yaşa, var ol” diyerek; motive eder.

Benim kafamı esas karıştıran soru şu: Binali Yıldırım bugün kuluçkalığa bir yumurta koydu. İçi cılk mı, dolu mu bilmiyoruz. Hadi diyelim ki bu yumurta dolu ve içinden çok güzel bir yavru çıktı. Bugün ne olduğunu bilmediğimiz bir yumurta için bu kadar gürültü koparan yandaş, yarın o yavruyu gördüğünde ne yapacaktır? Kalkıp oynayacak mı? Yoksa takla mı atacak?

 

Başbakan’ın ısrarcılığı ve barış

 

Başbakan Binali Yıldırım ülkeler arasındaki düşmanlıkların daimi olmayacağını vurguladı. “Türk milleti ve Rus halkı başından beri anlaşmazlığı onaylamadı. Irak, Suriye, Mısır ile bölgelerdeki ülkelerle kavga etmemiz için ilişkilerimizin bozulması için çok neden yok” dedi. Ülke içinde de düşmanlıkların azaltılacağının altını bir kez daha çizdi.

Bu sözleri Başbakan’ın ağzından duymak elbette ki çok önemli bir şey. Binali Yıldırım’ın dillendirdiği bu sözler ülkenin hasret kaldığı sözlerdi ve toplum tarafından süngerin suyu emmesi gibi emildi.  Ayrıca bu sözlerin lâfta kalmayıp, uygulanıyor olması da ayrı bir önem arz ediyor tabii. İç barışın dış barıştan daha büyük bir ihtiyaç olduğu gerçeğini kimse inkâr edemez. Fakat uygulaması dış barışın tesisi kadar kolay olmayacağı da bir başka gerçeği bu ülkenin.

Başbakan Binali Yıldırım “Komşu ülkelerle ilişkilerimizin bozulması için çok neden yok” dedi ki yerden göğe kadar haklı. Gelin görün ki geçmişte incir çekirdeğini doldurmayan bahanelerle bozuldu bu ilişkiler ve bilhassa medya o incir çekirdeğini doldurmayan bahaneleri büyütüp çığa dönüştürdü. O günün siyasetçisini göklere çıkaran manşetler attı. “Sen kahramansın” dedi. “Sen bölgenin ihtiyacı olan lidersin” dedi. “Sen yüz yılda bir gelen ve bölgenin kurtuluşu için gönderilmiş bir komutansın” dedi.

O günün lideri de aldığı o gazla ”ben neymişim be abi” deyip atak üstüne atak yaptı. Her ülkenin iç işlerine burnunu soktu. Devlet adamlarından beklenen basireti terk edip duygu yüklü şair edasıyla daldı meselelere. Sonunda da kuyruklar birbirine değdi, birilerinin ayağına basıldı ve Türkiye açıkta kaldı.

 

180 derece farklı

 

Başbakan Binali Yıldırım’ın söyledikleri ve uyguladıkları ile üç ay önce söylenen ve uygulanan taban tabana zıt politikalar. Türkiye, Binali Yıldırım ile doğruyu yakaladı. Alkışa değer şeyler.

Garip olan tek şey, “iki ay önce söylenen” ve bugün söylenen şeylere taban tabana zıtken her ikisine de alkış tutabilenlerin durumu. Dalkavukluğun ya da yaltaklanmanın da bir sınırı olması gerekmez mi? Bu kadar yerlerde sürünmesi insanın midesini bulandırıyor doğrusu!

 

 

 

BizGençler