Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Şarbon "bulaşır" mı, "bulaşmaz" mı hikayesi?!.

“Hormon”dan sonra bir eksiğimiz “şarbon” kalmıştı; o da geldi, tamam oldu!

Vatandaş “hormon” ile “şarbon” arasında gidip gelmeye başladı!

Hükümetimiz hizmet hükümeti olduğundan ve vatandaşa her şeyin en ucuzunu yedirme azmiyle hareket ettiğinden mübarek Kurban Bayramı’nda taaa Brezilya’dan kurbanlık hayvan ithal etti!

“Şarbon” hikâyesi işte bu ithalatla başladı. Önce Ankara’da görüldü “şarbon”, sonra İstanbul, daha sonra da Kocaeli’nde ortaya çıktı ve üç köy karantinaya alındı.

Türkiye “güçlü” ve aynı zamanda birlik ve beraberlik ruhu yüksek bir ülke… “Şarbon” hainine pabuç bırakacak değil herhalde!.. De… Konu, o değil zaten! Hikâyeden hikâye çıktığı için üzerinde duruyoruz!

“Şarbon” konusunda ağzı olan herkes konuştu… Konuşanlardan bir kısmı “Brezilya bize şarbonlu hayvan sattı” diye kestirip attı. Bir kısmı, “Hayır, şarbon gemide, yer darlığından oldu” yorumunu yaptı!.. Bir kısmı da “Türkiye’ye gelince ortaya çıktı şarbon” bilgisini verdi… Bu sözlerin hiçbirisinin bilimsel bir yanı yoktu! Tamamı sallamaydı! Vatandaşımız da sallamadı!

Burası Türkiye; yok öyle; sallama başladı mı sonuna kadar gider!... Konunun uzmanı olduğunu söyleyenler de çıktı tabii meydana ve onların bir kısmı “Şarbon var ama o kadar yaygın değil” dedi. Diğer bir kısmı “Şarbon bulaşıcı” açıklamasını yaptı. Geri kalanları “Hiç öyle şey olur mu? Şarbon hayvandan hayvana bulaştığı gibi hayvandan insana da bulaşır” ifadesini kullandı ve ülkenin tamamının karantinaya alınmasını istedi!...

Türk toplumu bu işkembeden atılan “şarbon” yorumlarının hiçbirisine itibar etmedi. Bu tür olaylar çok yaşandığı için vatandaş kendine göre bir test sistemi geliştirdi!

Sade ama etkili bir sistemdir bu!

Geçmişte Çernobil Nükleer Santrali’nde yaşanan patlama sonrasında “dış güçler” fitne çıkarmış ve “çayda radyasyon” olduğunu iddia etme edepsizliğini göstermişti! Dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral, vatandaşın karşısına geçip bir bardak çayı içerek; “suda radyasyon olmadığını” canlı canlı gösterip ispat etmişti. Daha sonra aynı davranışı o günkü Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek göstermiş ve şehir suyunun zehirsiz olduğunu ispatlamıştı. Cahit Aral vefat ettiğinde 84 yaşındaydı; çay radyasyonlu olsaydı o kadar sene yaşar mıydı?

Vatandaş “şarbon” ile ilgili açıklamaların hiçbirisine itibar etmedi. Etmemekle iyi de etti! Birinin dediği diğerinin dediğini tutmuyor zaten. İtibar edip de kafasını mı karıştırsın?  

Vatandaş, Bakanı bekliyor? Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli şöyle mükellef bir barbekü yapar ve yediği pirzola etini vatandaşa gösterip “Bak, ben yiyorum; sen de ye” der, konu kapanır. Daha önce bakan “Her şey kontrol altında, gönül rahatlığıyla et yiyebilirsiniz” demişti ama o söz vatandaşı ikna etmeye yetmedi. Vatandaş, gözüyle görmek istiyor!

Vatandaşın da, medyanın da STK’ların da “Şarbon” diye bir derdi yok. Hele, “Çare” ya da “tedbir” diye hiç yok! Yine ithal edeceğiz, yine aynı problemleri yaşayacağız. Yeter ki Tarım Bakanı Pakdemirli görevini yapsın; eti yesin!

 

 

BizGençler