Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Seçim ekonomisi mi başladı?

18 Ocak 2018 Perşembe günü TÜSİAD 48. Genel Kurulu vardı. Genel Kurul açılışında TÜSİAD’ın kurucusu Feyyaz Berker anıldı. Rahmetli Berker hakkında övgü dolu bir konuşma yapan TÜSİAD eski başkanlarından Bülent Eczacıbaşı ile kahve molasında ayaküstü sohbet etme fırsatı buldum. Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı da tıpkı Feyyaz Berker gibi vizyon sahibi bir iş adamıdır; onu bulmuşken ekonominin gidişatını nasıl gördüğünü sormadan edemezdim.

Sorumu “Gayet iyi gidiyor” diye cevaplayan Eczacıbaşı, Hükümet’in devreye soktuğu KGF’nin ekonomiyi canlandırdığına dikkat çekti ve Türkiye ekonomisinin o sayede rekor bir büyüme gerçekleştirdiğinin altını çizdi.

Eczacıbaşı’nın sözleri henüz soğumamıştı ki, Zeytin Dalı Harekâtı başladı ve Mehmet Şimşek 55 milyar TL tutarında yeni bir KGF kredisinden söz etti.

 

55 milyar liralık taze para

 

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in ifadesiyle söyleyecek olursak; Ak Parti Hükümeti, ekonomide “reform” kararı aldı ve 55 milyar liralık bir kaynağı Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla devreye soktu.

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi’nden sonra görülen durgunluğu bertaraf etmek için de KGF sistemini devreye sokmuştu Ak Parti İktidarı. 2017 yılında devreye soktuğu 220 milyar liralık kaynakla durgunluğu kırıp piyasayı canlandırmıştı. İşte o kaynak Bülent Eczacıbaşı’nın işaret ettiği kaynaktı ve Hükümet, sadece o kaynağı iş dünyasına kullandırmakla kalmamış; birçok ürünün üzerindeki KDV ve ÖTV oranları aşağı çekerek ya da tamamen kaldırarak tüketiciyi de teşvik etmiş ve böylece ekonomide çarkların dönmesini sağlamıştı.

 

Fırını soğutursan kârı kediye yüklersin

 

Bu gibi operasyonlar soğumaya yüz tutmuş ekonomiyi ısıtmaya yönelik operasyonlarıdır. Soğuyan metal ya da cam fırınlarını ısıtmanın nasıl yüksek maliyeti varsa; soğuyan ekonomiyi ısıtmanın da aynı şekilde yüksek maliyeti vardır.

Dolayısıyla iktidarlar, ekonominin soğumasına izin vermezler. Ak Parti’nin bu tedbiri gayet yerindedir. Başbakan Yardımcısı Şimşek “Geri dönenler de tekrar kullandırılacaktır” diyerek; kazana sürekli kömür atılacağı sinyalini de verdi ki, hepsi doğru, hepsi gerekli adımlardır bunların.

Bir de öbür yüzü var madalyonun; bir de ona bakalım:

İktidar bu tedbirin adına her ne kadar “reform” diyorsa da bunun “reform” mefhumu ile uzaktan yakından bir alakasının olmadığını cümle âlem biliyor. Ayrıca, verilen kredilerin tam anlamıyla yerini bulmadığı da başka bir gerçeğidir bu gibi acil tedbirin ama dedim ya; olağanüstü durumdur bu ve ayrıntılara bakılmaz! Hele bir sene sonra seçim varsa hiç bakılmaz.

 

Şeytan ayrıntıda gizlidir

 

Ancak, şeytan ayrıntıda gizilidir! 2017 yılındaki ekonomik büyüme tabiri caizse “sakat” bir büyümedir. Sürdürülebilir değildir en azından! Doğan çocuk “hilkat garibesi” gibi bir şeydir çünkü. Kafası küçük, kolları uzun, karnı şiş! 

Hele bir ülke seçim ekonomisi uygulamaya başlamışsa, korkacaksın! Önce enflasyon kontrolden çıkar çünkü. Onu uyanan bütçe ve cari açık canavarı takip eder. Derken döviz fiyatları tırmanışa geçer. Ardından da faiz yükselir ve yatırımlar durur. En sonunda da kriz baş gösterir. İstediğiniz kadar “dış güçler” de, “faiz lobisi” de; “o yetmez” diye düşünüyorsan “döviz lobisi” ile birlikte zikret; hiç biri para etmez ve o kriz ülkeyi kasıp kavurur!..

 

Para bolluğu bitti!

 

Doğru olan çok öncelerden tedbir alıp ülke ekonomisini bu gibi krizlere dayanıklı hale getirmektir. Onu için de planlı bir büyüme politikası izlemek gerekir. İnşa edilen yol, tünel, havaalanı, üniversite ve hastane kadar fabrika da açmak gerekir. Katma değeri yüksek ürün üretmek için teknoloji ve Ar-Ge yatırımları da yapmak gerekir. Ak Parti İktidarı onu yapmadı işte!.. 2000’li yılların başında dünyada para bol ve ucuz idi. Fırsattan istifade borç alıp köprü yaptı, gökdelen inşa etti, havaalanları açtı, saysız hastaneyi hizmete soktu, her kasabaya üniversite kondurdu ama bugünleri hiç aklına getirmedi. 

Eski para bolluğu yok artık! Batılı şirketlerin, eskisi gibi gelişmekte olan ülkelere yatırım yapma hevesleri de kırıldı. Faizler yükseldi. Türkiye bir de bunun üstüne 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni, Fırat Kalkanı Harekâtını yaşadı. Şimdi de Zeytin Dalı Harekâtı. Neresinden baksan sancılı bir dönem! Hepsini “dış güçlere” ve onların “iç mihrakları”na yıkmak; yeterli olur mu acaba?

 

 

BizGençler