Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Tarihin akışını değiştiren 8 olay

Tarih boyunca fertler, aileler, şehirler ve hatta ülkeler kendi aralarında kavga etmiş, savaşmışlardır. Küçük bir menfaat ya da öfke için verilir bu savaşların çoğu. "Eften püften" şeylerdir yani.

De…

Bir de tüm dünyanın onun için savaştığı ürünler var. Milyonlarca insanın kanı akar, ülkeler tarih sahnesinden silinir bu savaşlar nedeniyle.

“İpek” mesela.

Çin deyince “ipek” gelir akla. başladı “İpek Ticareti.” Mısırlılar daha sonra Romalılar Çin’den “ipek” satın almaya başladılar.

Çinliler “İpek Ticareti”nden çok para kazanıyorlardı. Hindistan’da yetişen tarçın, kakule, zencefil, zerdeçal gibi baharatların ticaretini de onlar yapıyorlardı ve çok zengin olmuşlardı.

 

İpek ve baharat

 

“Baharat” da tıpkı “ipek” gibi çok pahalıydı. Sadece zengin kişiler satın alabiliyorlardı. “Baharat” Avrupalı soyluların sofrasına ortaçağda girdi ve önemli bir ticaret ürünü haline geldi. Baharat, Avrupa’ya iki yoldan gelirdi. Bunlardan biri Orta Asya üzerinden geçen “İpek Yolu”ydu ve bu yol “Çin İpeği”nin Roma’ya taşındığı yoldu. Diğer yol ise Hindistan’dan başlayıp İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye Limanı’na uzanan, Kızıldeniz yoluyla Süveyş ve Akabe’ye, oradan da karayoluyla İskenderiye’ye ulaşan yoldu.

Ki, her iki yol da Selçuklu ve Osmanlı’nın kontrolündeydi ve bu yollar sayesinde Selçuklu da Osmanlı da çok zengin olmuştu.

 

Buğday ambarı

 

İspanyol ve Portekizli denizciler 1500’lü yılların ikinci yarısında Ümit Burnunu geçip Hint Okyanusu’na açılmaya başladılar. 1600’lü yılların başında “İpek Yolu” da “Baharat Yolu” da Osmanlı’nın elinden çıkmış ve fakirleşme süreci başlamıştı.

Avrupalı denizciler aynı tarihlerde Amerika kıtasına da gidip gelmeye Avrupa’nın maceraperestlerini bu yeni kıtaya taşımaya başlamışlardı. Gidenler “Altın” için gidiyorlardı.

Dünyanın zenginleşmesinde önemli rol oynayan ürünlerden biri de “Buğday”dı. Mezopotamya ve Mısır o günlerde dünyanın buğday ambarıydı. Amerika’nın keşfiyle birlikte Osmanlı “İpek” ve “Baharat” zenginliğini kaybetmekle kalmadı, “Buğday” zenginliğini de kaybetti.

 

Altın devri

 

Avrupa ise “Buğday”, “İpek”, “Baharat” ürünlerinin üzerine “Altın”ı da ilave etmiş ve hepsini kontrolü altına almıştı.

Avrupalılar dünya ticaretini ele geçirmişlerdi. Çin ve Osmanlı fakirleşirken onlar zenginleşiyordu.

Ümit Burnu’yla birlikte Avrupalı denizciler Afrika içlerine girmeye de başladılar. Afrika yerlileri Amerikalı Kızılderililerin gösterdiği tepkiyi göstermedi onlara. Gösterenleri de anında bastırdı Avrupalı.

 

Köle Devri

 

Amerika’da öldürdükleri Kızılderililerin yerine Afrikalıları istihdam etmeye başladılar ve böylelikle “Köle Dönemi” başladı.

Afrika’dan getirdikleri ”Köle”leleri indiren gemiler, Amerika’dan yükledikleri buğday, kahve ve altını Avrupa’ya taşıyorlardı. İspanyol, Portekizli, Hollandalı, İtalyan… deniz ticaretinden zengin oldu hepsi. İngiltere ise ülkeleri kolonileştiriyor, sömürge haline getiriyordu.

İngiltere kolonilerinden biri de Hindistan’dı. 1858 yılında Hindistan’ı sömürgesi haline getiren İngiltere, Çin’e de girdi ve adı “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk”a çıktı.

Amerika’nın “Altın”, Afrika’nın “Köle” kaynaklarıyla zenginleşen Avrupalı “Kömür” le de tanıştı. O da muazzam bir gelir kaynağıydı.

Üstüne üstlük kömür kendi topraklarındaydı. Asya, Afrika, Amerika ve Avustralya kıtalarını sömüren Avrupalı kömürden dolayı kavga etmek istemiyorlardı. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurarak; meseleleri “Kavga” yerine “Müzakere” ile çözmenin yolunu buldu.

 

Petrol Savaşları

 

Zenginleşen Avrupa, sanayileşme yolunda ilerlemeye başladı. Çelik fabrikaları kurdular. Ülkelerini bir baştan bir başa demiryolu ağlarıyla ördüler. Faaliyete geçirdikleri fabrikaların enerjiye ihtiyacı vardı ve o da “petrol”dü. Kendi topraklarında “petrol” yoktu. “Petrol” Osmanlı topraklarındaydı. Osmanlı’yı parçalayıp petrol rezervlerine konmalarıyla birlikte “petrol savaşları” başladı. 

Bu arada dünya iki cihan harbi yaşamış ve Avrupa çok şey kaybetmişti. Amerika ise hiç etkilenmemiş ve dünya ülkelerinin toplamına yakın bir güce ulaşmıştı. Bu gücünü kullanıp dünyaya nizam vermeye başladı. Orta Doğu’nun “petrol rezervlerini” kontrol altına aldı. Dünyanın hemen her ülkesinde etkili hale geldi.

 

Türkiye nerede?

 

“Buğday”, “İpek”, “Baharat”, “Altın”, “Köle” kaynaklarından sonra “Kömür” ve “Petrol” kaynakları önem kazanmıştı ve kavga bu ürünler için veriliyordu.

Hâlâ da veriliyor ama dünya “Endüstri 4.0 çağına” girdi. İkizler için “Hangisi hangisi” diye sorulur ya; şimdi de robotla insanın birbirine “Sen gerçek insan mısın, yoksa robot musun” diye soracağı bir çağ bu çağ.

Son söz: Türkiye bu sürecin neresinde? “Selçuklu” ve “Osmanlı” ile övünmekle mi yetiniyor? Yoksa yeni dünyada kendine yer bulmak için çaba mı sarf ediyor?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler