Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Tarım ürünü ihracatında fırsatlar kaçıyor

Türkiye senede 55 milyar dolar tutarında tarım ürünü üretiyor ve bunun 16 milyar dolarlık kısmını ihraç ediyor.

Türkiye’nin aslında hem üretimini hem de ihracatını arttırması mümkün ama bunu bir türlü beceremiyor!..

Beceremiyor çünkü sürdürülebilirliğin gereği olan stratejiyi uygulamıyor!..

İhracatın artması için ürünlerin kaliteli, lezzetli, belli bir standarda sahip olması ve hijyen içermesi lazım, değil mi?

Türkiye bunun tam tersini yapıyor!..  

Yurt dışına gönderilen ürünlerin önemli bir miktarının iade edildiği görülüyor ki, bu hem önemli bir maliyet içeriyor, hem de ülkenin itibar kaybına neden oluyor.

Avrupa Birliği (AB) ülkeler tarafından son 10 yılda sınırdan geri gönderilen ürünlerin bazıları şöyle:

918 parti fındık, 778 parti incir, 355 parti biber ve 145 parti kayısı ürünü geri döndü.

Bir başka hesaplamaya göre, 1 Ocak 2006 gününden bugüne kadar ihraç edilmiş 33 bin 219 parti ürünün yüzde 8.7 geri dönmüş!..

Geri göndermeler en fazla ürün üzerindeki kalıntı ve toksinlerden kaynaklanıyor!

Türk ihracatçısı ürününe pazar bulmak için gece gündüz dolaşıyor. Bir uçaktan iniyor bir başka uçağa biniyor. Müşteri buluyor, bağlantı kuruyor. Daha ilk parti mal geri dönüyor!

Moral sıfır oluyor tabii!..

Moralin yerlerde sürünmesinden daha da ağırı ise o pazara bir daha mal satamamaktır! Kaybedilen prestiji düşünebiliyor musunuz? O alıcı firma ya da ülke “Türk malı mı? Aman aman” deyiverdi mi,bitti!O kadar emek boşa gider.

Türkiye’nin önde gelen analiz şirketi İnvenura Ceo’su Burak Karapınar bu kötü gidişata “Garantili İhracat” formülü ile son vermenin mümkün olduğunu söyledi.

Karapınar “Garantili İhracat”ı şöyle özetledi:

“Avrupa’ya ihraç ettiğimiz ürünlerde önemli oranda geri dönüşler yaşanıyor. Bilhassa dünya lideri olduğumuz ürünlerdeki bu geri dönüş hem fiyatları aşağı çekiyor, hem de ağır maliyetlere neden oluyor. Fındık mesela. 3 milyar dolar tutarında fındık ihraç ediyoruz. Bunun neredeyse yüzde 10’u geri dönüyor. Üzüm, incir ve kayısıda da durum üç aşağı beş yukarı böyle! İnvenura olarak biz, dünya standartlarında analiz imkânına sahibiz. Üreticiye ‘Gelin’ diyoruz. ‘Tarladan son noktaya kadar sizi denetleyelim, ürünlerinizi kontrol edelim ve böylece geri dönüş riski ortadan kalksın.’”

Karapınar bir adım daha ileri gidip “Hatta” diyor. “Bizim denetimimize rağmen geri dönüş olursa bunu sigorta edelim ve tazminat ödeyelim.”

“İhracat Sigortası” diye tanımlanan formül bu. Fındıkta denetimsizlikten kaynaklanan zarar 200 milyon doları buluyor ki, bu da bu işe ciddi şekilde eğilmek gerektiğini göstermektedir.

Kilosu 8 dolara satılan fındık daha yüksek fiyatla satılacaksa neden böyle bir uygulamaya yatırım yapılmasın ya da bütçe ayrılmasın?

Türkiye sadece kayısı, üzüm, incir ve fındık üretmiyor ayrıca. Her türlü tarım ürünü yetişiyor bu ülkede. Belli bir standart tutturulsa dünyanın en çok bal ihraç eden ülkeleri arasına dahi girebilir Türkiye ama denetimsizlik iç piyasada dahi insanları bal tüketmekten geri koyuyor!

 

 

BizGençler