Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Toplumu bu kadar germeyecektiniz!

Araçlarda “istiap haddi”, gıda ve ilaçta ise “son kullanma tarihi” vardır. Araca “İstiap haddi”nden fazla yük yüklemek ya da “son kullanma tarihi”ni geçen gıda ya da ilacı kullanmak demek; risk almak demektir.

 “İstiap haddi” aşılır aşılmaz veya “son kullanma tarihi” geçilir geçilmez; araç arıza yapmaz, ilaç zehirlenmeye neden olmaz elbette ki ama güvenlik sınırı aşıldığı için riske girilmiş olur.

Buna benzer olaylara sosyal ve siyasi hayatta da rastlamak mümkündür. Toplumların “dini” ve “milli” değerleri vardır. Türk toplumunun bu değerlere karşı hassasiyeti oldukça yüksektir. Bu değerleriyle fazla oynandığı takdirde toplumun tansiyonu yükseliverir ve bu durum bünyesinde daima risk faktörü taşımıştır.

Siyasetçilerin “din” ve “milliyetçilik” kavramlarını, vatandaşa ulaşmak için kullanmaya meyyal olduğu biliniyor. Hakeza “laiklik” mefhumu, o da öyle; dönem dönem kullanıldı zaten.

Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve hatta Bülent Ecevit az ya da çok “dini” ve “milli” aidiyetler üzerinden siyaset yapmışlardır. Fakat hiçbirisi güvenlik sınırı aşmamış, bilhassa cemaatler ve dini gruplarla ilişkilerini belli bir seviyede tutmaya özen göstermişlerdir.

Rahmetli Türkeş ve Erbakan ise bu aidiyetleri biraz daha fazla kullanan liderler olmuşlarsa da, tek başlarına iktidar olmadıkları için belli bir sınırın dışına çıkmamıştır hiçbirisi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın döneminde ne “istiap haddi”ne dikkat edildi, ne de “son kullanma tarihi”ne; sınırlar aşıldı.

Güvenlik sınırını geçmiş olmayı “tüpten çıkan macun”a benzetmek mümkün; geri girmiyor!

Kalleş terör bugün yine Türk milletinin canını yaktı. 2017’nin ilk gününde 39 can aldı. Bu ne ilkti ne de son olacağa benziyor.

Terör Türk milletini sindirmek, direncini kırmak için gerçekleştiriyor bu alçak ve kalleş eylemlerini.

Onun bu sinsi emeline ulaşıp ulaşmaması, toplumun direncine bağlı. Toplum birbirine kenetlenme basireti gösterir, “birlik” ve “beraberlik” mesajı verirse; o alçakları kazdıkları kuyuya düşürür.

Ne yazık ki Ak Parti toplumu fazla gerdi. Uçlara taşınan insanlar bir türlü orta noktada buluşup kenetlenemiyorlar. Hâlbuki Türk toplumu bu gibi konularda hep “birlik” ve “beraberlik” mesajı verme basireti göstermişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “ötekileştirdiği” bölümü ne yanına çağırabiliyor, ne de kendisi onların yanına gidebiliyor. Erdoğan’ın yanında yer alan diğer yarı da durduğu yerde duruyor.

Hâlbuki gün “biz” ve “ötekiler” günü olmaktan çıkalı çok oldu. Gün “bizler” günü.  

Keşke toplum haddinden fazla gerilmese ve güvenli sınır aşılmamış olsaydı!

Türkiye’nin ne yapıp edip bütünleşmesi ve tek yumruk haline gelmesi gerekiyor.

Da… Bunu kim yapacak?

 

Akil insanlar başta olmak üzere iktidar, muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarının hepsi bu sorunun cevabını arama hususunda sorumluluk taşıyor. Türk toplumunun huzuru bu cevapta saklı çünkü!

BizGençler