Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

TOPLUMU KİM NEDEN KUTUPLAŞTIRIYOR?

Bizim mahallenin bir kafesi var, ara sıra gidip çay kahve içer, arkadaşlarla yarenlik ederim. Her kültürden insanın gelip geçtiği renkli bir yerdir orası.

Geçenlerde birkaç arkadaş oturmuş ülkenin içinden geçtiği buhranlı dönemden söz ediyorduk. İsa isimli iş adamı yoldan geçen birini gösterdi ve “Biz Sivaslıyız ve aynı köyün çocuklarıyız” dedi. Hasan mahallenin gazete bayiydi ve hoşsohbet biriydi. Ayaküstü konuşmalarımız olmuştu.

İsa ise mühendis kökenli bir iş adamıydı ve bildiğim kadarıyla muhafazakâr bir yapıya sahipti. Selamlaştıkları Hasan’ın arkasından bakıp “Bunlar köyümüzün Alevi kökenli ailelerine mensupturlar ve bugüne kadar köyde hiçbir problem yaşanmamıştır” dedi. Masada Malatyalı ve Çorumlu arkadaşlar da vardı, hepsi baş sallayarak onayladılar onun bu sözlerini.

Daha sonra paltosunun cebinde Cumhuriyet gazetesi sallanan bir zat gelip İsa beye selam verdi. Sandalyeleri çekip ona da yer açıldı. Adı Remzi olan o kişi öğretim görevlisiymiş ve emekli olduktan sonra kendini okumaya vermiş. Konuşkan bir insandı ve onunla da “Ne olacak bu memleketin hali” türü koyu bir sohbet gerçekleştirildi. Remzi beyin esprilerine güldük ve dağıldık.

 

Hoşgörülü toplum

 

Yolda kendi kendime düşündüm. Türkiye’de Alevi de var Sünni de. Türk de var Kürt de. Hristiyan da var Yahudi de. Ermeni de var Laik de…

Onlarca din ve mezhebin bir aradığı bir coğrafyada yaşıyoruz ve aidiyetlerin çok olması gayet normaldir. Esas takdir edilmesi gereken şey bu farklı kültür ve dine mensup insanların müthiş bir hoşgörüye sahip olmasıdır. Bu renkli mozaik bir arada karşılıklı sevgi, saygı ve tolerans içinde yüzlerce yıldır yaşamaktadırlar. Birlikte yaşama kültürleri oldukça yüksektir yani.

De…

Ne zamanki işin içine devlet giriyor,  o zaman o hoşgörülü, mütedeyyin, sağduyulu insan gidiyor, onun yerine burnundan soluyan bir tip geliveriyor!

CHP iktidar olduğunda “laik” söylemler öne çıktı.

MHP iktidara geldiğinde “milliyetçi” söz ve ifadeler öndeydi.

Ak Parti iktidarken de “din” temalı söz ve davranışlar ağırlık kazandı.

CHP’nin iktidar olduğu dönemde ”laik” olan kişiler zıvanadan çıktı.

MHP döneminde “milliyetçi” kişiler ketumlaştı. Ak Parti döneminde de “muhafazakâr” ve “mütedeyyin” kişiler gitti onların yerine öfkeli, gözleri yuvasından çıkmış insanlar geldi…

 

Öfkeli toplum

 

Her ülkede olduğu gibi devlet “güç” demektir. Türkiye’nin diğerlerinden farkı, bu gücün iktidar ve onun yandaşlarına tahsis edilmesidir.

“Laik” iktidar dönemlerinde devletin imkânları “laik” olanlara tahsis ediliyor; onlara fırsatlar sunuluyor. MHP döneminde “milliyetçi” olanlara, Ak Parti iktidarında ise “dindarlar” yararlandı bu fırsatlardan. Bu faydalanma o kadar bariz yapılıyor ki, iktidar partisinden olmayanlar bile onlardanmış gibi görünme ihtiyacı duyuyor ve kendilerine “dönek” denmesine bile aldırmadan iktidarın kapısına yaltaklanıyorlar.

“Devlet malı deniz, yemeyen domuz” sözü Türk siyasi kültürüne girmiş bir sözdür.

Bu sözü çağa uydurup “Yiyor ama çalışıyor da” gibi yeni sözler türetilmişse de hepsi aynı kapıya çıkmaktadır.

Doğrusu “Hesap vermeyen, hesap sormaz”dır ama onu da sadece bayramdan bayrama kullanan bir ülkede yaşıyoruz.

Türkiye’nin “Hukuk Devleti” olması lazım ama toplum “Başkanlık Sistemi” için harcıyor tüm enerjisini. Türk usulü “Başkanlık Sistemi”nde mutlaka olacaktır çünkü “Yiyor ama çalışıyor da” veya “Devlet malı deniz, yemeyen domuz” kültürü.

Son söz: Yolsuzlukla mücadelenin tek bir yolu vardır; o da hukuktur. Yolsuzluk yapmak isteyen başkanlık ister ama hukuk istemez.

 

 

 

 

BizGençler