Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Toplumun Akşener’e teveccühünün nedeni nedir?

Rahmetli Turgut Özal ekonomi alanında önemli reformlar gerçekleştirdi. Uzun vadede çoğu meyvesini verdi bu reformların. Özal’ın sosyal ve siyasi alanda da reformları vardı ve bunların en başında “Dört Eğilim” geliyordu. Rahmetli bodurdu. Kafasının üzerinde zorlukla birleştirdiği elleriyle sembolleştirdiği “Dört Eğilim” işareti yapar; ülkenin sağcısını, solcusunu, dindarını ve milliyetçisini bir bayrak altında toplanmaya davet ederdi.

12 Eylül Darbesi’nin sıcaklığını henüz üzerinden atamamış toplum bu ilk defa duyduğu sözlere ilgi göstermiş, en azından ne anlama geldiğine kafa yormaya başlamıştı ki, - O da rahmetli oldu – yasaklı Süleyman Demirel devreye girip  “O ve biz” kazanının altına odun attı. Derken koalisyon dönemleri başladı ve “Sen - Ben” kavgaları yeniden alevlendi.

2003 yılında Erdoğan Dönemi başladı. Erdoğan Hükümetleri tek başına iktidar oldu ama bölünme durmadı. İlk bölünme “Mağdur” tanımlamasıyla. Erdoğan “İktidar olduk ama muktedir olamadık” dedi ve toplumdan destek istedi. Bizim toplumumuz mağdurun yanında yer almayı seven bir toplumdur. Erdoğan’ın yanında yer aldı.

Sıra bürokrasiye gelmişti. Söz dinlemeyen bürokratı hizaya getirmek için “Fetullah Gülen Cemaati”ni kullandı. Her ne kadar “cemaat demeyin, onlar hizmet grubu” diye ısrar edilmişse de cemaat cemaatti ve kısa sürede bürokrasiyi kontrol altına aldı. Onların referansı almadan kamu dairelerinde iş bulmak imkânsızdı! Bürokrasideki “Biz” ve “Onlar” kavgası iş âlemine de sıçradı. Erdoğan’ın elit tabakası oluşuyor ve yeni yetme zenginler türüyordu.

Bu bölünmeler beraberinde sert kırılmalar getirdi. “Hizmet Grubu” diye adlandırılan grup 17-25 Aralık’tan sonra “Paralel Yapı” oldu. 15 Temmuz’dan sonra da “Fetö Terör Örgütü!”

Ülkedeki bölünme bitti sanmayın sakın: “Terör Örgütü”ne destek verenler ve “İktidar Yandaşları” şeklinde devam ediyor!   

Orada da kalmadı. “Dış güçler” ve onların “işbirlikçileri” var bir de. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar “Ey Trump”, “Ey Merkel” diye diye onları ürkütmeye çalışıyor ama 200’e yakın “düşman ülke” var; hangisiyle baş etsin?! İçeride PKK vardı, şimdi FETÖ, PYD ve DAEŞ de türedi. Bir de tabii onların içerideki hain destekçileri var.

Bu bölünme ülkeyi yıprattı, toplumu yordu. Bu yıpranma ve yorgunluk hali açık ve net bir şekilde görülüyor. Erdoğan’ın toplumu uçlara taşıma pahasına iktidarını koruması, iktidara yakın olanları bile korkutmaya başladı.

Meral Akşener İyi Parti’yi kurduğu gün önce Anıtkabir’e gidip cumhuriyete olan bağlılığını gösterdi. Ardından Hacı Bayram-ı Veli’nin kabrine gidip dua etti. Bu hareket “uçlara taşınan toplumu merkezde birleştirme” isteğinin işaretiydi.  

Toplumun Akşener’e teveccühünün birçok sebebi varsa da onlardan biri de bu tavrı. Toplumu merkezde birleştirme gayreti ve bunu samimiyetle yapıyor olması.

Turgut Özal’la başlayan merkezde buluşma süreci Meral Akşener’le tamamlansa ne iyi olur değil mi?

BizGençler