Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Turizmciye fırça attın! Eline ne geçti?

Dünya Turizm Forumu’nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım “Turizm sektöründe bir adım öne çıkmak için başka ülkeleri güvensiz ilan etmek isteyenler var” dedi.

“Türkiye’de terör olduğu” söyleniyor ya, onu kastediyor Başbakan. Konuşmasının sonunda zaten “terör”ün dünyanın her yerinde olduğuna işaret ederek; şöyle konuştu: “Paris ne kadar güvenliyse İstanbul da o kadar güvenlidir.”

Eğri oturup doğru konuşalım.

Hemen her ülke televizyonları Türkiye’den görüntüler veriyor. Gazeteleri “terör” haberlerini yayımlıyor.

Bunun arasında bir turizm şehri ya da ülkesi “Ona gitme bana gel” demişse, “etik” bir iş yapmamış olur tabii ama yapıyorsa da bir şey diyemezsiniz. “Ayağıma gelmişken kulağını çekeyim” demenin hiç anlamı yok!

Yok çünkü; demekle olmuyor bu işler. Senin memleketine gelmiş. “Ayağını denk al” desen ne yazar, demesen ne yazar?

Herkesin ağzını kapatacak stratejin var mı, sen onu söyle.

 

Sızlanma, eyleme geç!

 

Dünya küçüldü. İletişim çağının doruk noktasındayız. Türkiye’nin tarih, kültür ve tabiat zenginliklerini anlatmak için o kadar çok araç var ki? Sen bu enstrümanları kullanabiliyorsan bir tur operatörü firma ya da turizm acentesi istediğini söylesin, senin tanıtımının arasında kaybolur gider?

Dolayısıyla, bağırıp çağırmayı bir kenara bırakıp eyleme geçmek lazım.

“Terör” konusunda efeleniyoruz. Sosyal meselelerde mangalda kül bırakmıyoruz. Siyasi konularda oturduğumuz yerden atıp tutuyoruz.

Sonunda da misafirimiz olan turizmciye fırça atmaya kalkışıyoruz!

Şunu kabul etmek lazım ki, Türkiye tanıtımı bilmiyor!

Türkiye “Terör”, “Turizm”, “Markalaşma” konularında aynı dertten muzdarip bir ülke!

Türkiye’nin terör örgütü saydığı PKK, yurt dışında kendisini anlatabiliyor ve onlara Avrupa Parlamentosu’nun hemen yanında yer veriliyor. Koskoca devlet Türkiye ise Ankara’da esip gürlemekten öte bir şey yapmıyor!

Turizm Bakanlığı, yüz milyonlarca Euro bütçesi olmasına rağmen Türkiye’nin tanıtımında hiç başarılı olamıyor. THY, Türkiye’nin tanıtımı konusunda Turizm Bakanlığı’ndan katbekat daha başarılı; onun kadar bütçesi olmamasına rağmen hem de. Keza yurt dışında faaliyet gösteren tur operatörleri ve turizm acenteleri: Kapı kapı dolaşıp Türkiye’nin turizm zenginliklerini anlatıyorlar. Kalkan uçağı doldurmazsa o uçuş noktası kapatılıyor ve işini kaybediyor.

 

İnancın var mı?

 

Bu başarı ve başarısızlığın altında yatan şey, inançtır. Terör örgütü ya da THY ne kadar inançlıysa, kendini ne kadar sorumlu tutuyorsa; Türkiye ya da Turizm Bakanlığı o kadar inançsız ve ideolojisiz!

Bakanlıkların, bazı oda ve birliklerin yaptığı şu: Heyetler toplanıyor ve “Türkiye’nin tanıtımı için gidiyoruz” diye yola çıkıyorlar. Avrupa merkezlerinin birinde beş yıldızlı bir otelde konaklıyor, ünlü restoranlarda yiyip içiyorlar ve konakladıkları otelin salonunda toplantı yapıp turizmi konuşuyorlar!

Eskiden Batı’da problem çıkaran bürokratlar Doğu’ya sürülürdü. İstanbul’dakinin tayini Hakkari’ye çıkardı. O kamu görevlisi nasıl Doğu Anadolu illerine sürgüne gönderiliyorsa, Avrupa’ya “Tanıtım” ya da “Marka” maksadıyla gönderilen heyetler de ödül için gönderiliyorlar.

Sonuç alınmamasının sebebi bu!

Bu uygulama sürdüğü müddetçe, başarısızlık da sürüp gidecektir.

İşi ehline yaptırmak ve eli taşın altında olana devretmek lazım.

Esip gürlemenin devri kapanalı çok oldu. Hatırlatayım, dedim.

 

 

BizGençler