Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Türkiye kalkınmasında kilit şehir: MERSİN

Dünyadaki baş döndürücü gelişmeler Türkiye’yi de etkiledi ve bir ya da iki metropole daha sahip olmasını zaruret haline getirdi. Şehirler ülkelerin önüne geçti çünkü ve Paris, Londra, New York, Tokyo, Pekin gibi şehirler ülkelerden daha çok anılır oldu.

Sebebi belli: İş dünyası ve sanat âlemi dünyanın ekonomik ve sosyal hayatına dokunan güçler haline geldiler ve metropoller onların işini kolaylaştırıyor.

Metropoller malum, nüfusu yoğun olan şehirlerdir ve dolayısıyla tüketim kabiliyetleri diğer şehirlere nispeten çok daha fazladır. İş adamları, “çerçi mantığı”nı terk edeli çok oldu. Metropolleri tercih ediyorlar. Sabah gelip iş görüşmelerini yapmak, siparişlerini almak ve akşam yemeğini evlerinde yemek istiyorlar. Dolayısıyla evlerinin bulunduğu şehre uçak seferi olan bir şehre gitmek onlara daha cazip geliyor. O imkânı da ancak metropoller veriyor ona.

Sanatçılar da öyle. Tıpkı iş adamı gibi gelip konserini vermek ve ertesi gün geri dönmek istiyor! Edebiyatçı için de geçerli bu, ressam için de…

 

Metropollerin alternatifi bitmez

 

Metropoller ayrıca konaklayan misafirlere de çok zengin alternatifler sunarlar. Müzeye gitmek isteyen müzeye, eğlenmek isteyen eğlence mekânına, tarihi yerleri görmek isteyenler tarihi yerlere rahatça ulaşabilirler. Öğretim üyesi için üniversite, araştırmacı için kütüphane vardır metropollerde.

Metropoller güvenlidir de. Emniyet güçleri, sağlık merkezleri 24 saat hizmet verir ve ulaşmak kolaydır buralara.

Konaklama ve yeme - içme mekânlarını zikretmiyorum bile. Ki, metropoller bu mekânlar yönünden oldukça zengindirler ve ziyaretçiler, damak zevklerine uygun restoran bulmakta zorlanmazlar.

Metropollerden iç destinasyonlara ulaşım da kolaydır.

İstanbul önemli bir metropoldür ama yetmiyor. Türkiye ne yapıp edip bir - iki metropole daha sahip olması zaruret haline geldi. Metropol potansiyeline sahip birkaç şehir var ve bunlardan biri de Mersin, daha doğrusu Çukurova’dır.

 

Mersin’in tarihi

 

Neden Mersin?

Mersin bir liman kentidir her şeyden önce ve 10 bin yıllık bir tarihe sahiptir. 323 kilometre uzunluğundaki sahili baştan sona ören yerleriyle doludur. Tarsus’tan Gazipaşa’ya kadar uzanan sahil; kaleler, sayısız liman ve antik kent kalıntılarıyla doludur. Akatlar, Kizivatna ve Kue Krallığı ile Persler bu topraklarda yaşadı. Büyük İskender, Pers hâkimiyetine son verdi. Roma ve Bizans imparatorluklarından sonra Selçuklu ve Osmanlı dönemi başlar ki, her birisi zenginliğin ve ihtişamın zirve yaptığı dönemlerdir. Bölgede hüküm süren bu imparatorlukların kurduğu medeniyetlerin izini tüm canlılığıyla sürmek mümkündür.

Bereket peygamberi olarak bilinen Danyal Aleyisselamın kabri Tarsus’tadır ki, kabri kesin bilinen ender peygamberlerden biridir Danyal aleyhisselam.  Eshab-ı Keyf de Tarsus’tadır. Tarsus ayrıca Kleopatra Kapısı’nda geçip Şahmeran Hamamı’nda nostalji yapmak isteyene de cevap verir. Yelpazesi geniştir yani.

 

Mersin tarım ve sanayisi

 

Mersin, boşuna imparatorlukların gözdesi olmamıştır. Toprakları verimli, suyu bereketli, güneşi olgunlaştırıcıdır. Mersin’de her türlü ürünün tarımı yapılır. Sadece meyvesi bile 70 çeşidin üstündedir. Türkiye’nin ihtiyacı olan örtü altı (sera) ve turfanda meyvesinin yüzde 67’si Mersin bölgesinden elde edilir. Türkiye’de yetişen limonun yüzde 70’i Mersin’de yetişir.

Mersin’de fazla sanayi yoktur ama potansiyeli vardır. Teknoparkı Türkiye’deki teknoparkların en aktif olanlarından biridir ve hem üniversiteyle, hem de organize sanayi bölgesi ile sıkı işbirliği içindedir.

 

Kalkınma stratejisi belli

 

Mersin Limanı Türkiye’nin Akdeniz’e açılan kapısıdır. Mersin Limanı, Türkiye’yi Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya bağlayan önemli bir limandır.

Mersin kalkınma stratejisini belirlemiş ender illerden birisidir ve tarım, tarıma dayalı sanayi, lojistik ve turizm sektörlerinde önemli mesafeler almıştır.

Mersin turizm için biçilmiş kaftandır. Ankara, Konya, Karaman, Kayseri, Gaziantep, Adıyaman gibi illerin yazlıkları zaten Mersin – Taşucu sahil boyunca uzanmaktadır. Duble yollar inşasından sonra Yeşilovacık, Büyükeceli, Sipahili, Aydıncık, Anamur gibi koylar da hızlı bir şekilde turizme açılıp yatırım almaya başladı.

 

Eğitim

 

Mersin nüfusu eğitimli bir nüfustur ve gençlerinin önemli bir kısmı yeteneğini ispatlamış, kariyer yapmış kişilerden oluşmaktadır. Liman şehri olması, Mersin halkında ticaret kültürünün gelişmesine katkı sağlamış ve geniş bir coğrafyada ticari ilişki kurmalarına fırsat vermiştir.

Toros Dağları, Mersin bölgesi için önemli bir geçim kaynağı olduğu gibi coğrafyanın güzellik membaıdır da. Torosların yeşili ile Akdeniz’in mavisi bölgenin cazibesini arttıran unsurlardandır. Mersin’de deniz turizmi kadar yayla turizmi de önemlidir ve yaylarının tadına doyum olmaz.

Mersin’de tabiri caizse “Un var, şeker var, yağ var, helva yok” garipliği yaşanmaktadır!

 

Envanter çıkarılsa yeter

 

Helvanın yapılması da zor değil aslında! Strateji belirlemek ve plan yapmak lazım ama o yapılmadığı için bekliyor!

Evvel emirde Mersin’in, daha doğrusu Çukurova’nın sanayi, tarım, ticaret, lojistik, turizm, tarih, kültür ve nüfus envanterinin çıkarılması lazım.  Hatta buna Hatay’ı da ilave etmekte fayda var. Ortaya çıkan bu havza metropolün iskeletini teşkil edecektir. Mersin, Adana, Osmaniye ve Hatay. Hayali bile muhteşem!

 

Şanghay örneği

 

Bu iskeletin içine kalbi, ciğeri, böbreği monte eder gibi sanayi, tarım ve yerleşim birimlerini monte ettikten sonra geriye yerli ve yabancı yatırımcıya “Gelin” demek kalıyor. “Gelin yatırım yapın. Yatırımlarınız garanti altında olacağından emin olarak gelin, yatırım yapın.”              

Koşa koşa gelir yatırımcı. Ortadoğu ve Batı Asya pazarına kuş uçumu mesafede olan böyle bir metropole gelinmez mi? Çin aynı şeyi yaptı. Şanghay kenti bunun en bariz örneği. Küçük bir balıkçı köyü olan Şanghay bugün dünyanın 500 büyük firmasının tamamına yakınının yatırım yaptığı bir şehir ve 15 milyon nüfusu var.

 

İyi de kim yapacak bunu?

 

Bu projeyi hayata geçirecek olan kurum Çokurova Kalkınma Ajansı aslında ama Türkiye’de kalkınma ajansları ölü doğdu. Hâlbuki ne ümitler bağlanmıştı bu kurumlara. Avrupa nasıl “kooperatif” ve “kalınma ajansı”yla kalkınmışsa, Türkiye de öyle kalkınacaktı. Ama Türkiye “kooperatifçiliğin” içini nasıl boşaltmışsa “kalkınma ajanslarının” içini de “KOSGEB” fonksiyonu yükleyip boşalttı.

Vali de yapabilir bunu ama altı ayda bir değişen validen bunu beklemek çölde serap beklemekten öte bir şey değildir.

 

Burhanettin Kocamaz

 

Kala kala Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ve Mersin Sanayi ve Ticaret Odası (MSTO) Başkanı Şerafettin Aşut kalıyor.

Her iki başkan da vizyon sahibi, çalışkan ve yetenekliler. Mersin’e çok şey kazandırdılar. Bu işi de yaparlar. Yapmazlarsa vebal altında kalırlar zaten, onu da bilmeleri lazım.

Tek engelleri zaman! Çalışkan insanlara zaman yetmez. Kocamaz ve Aşut’a da yetmiyor tabii ama bu iş kendilerinin yapacakları iş değil. Profesyonellerden oluşan bir kurul oluşturacaklar ve koordinasyonu sağlayacaklar.

Mersin’in metropol olması sadece Mersin ya da Çukurova’nın meselesi değil, Türkiye’nin meselesidir. Türkiye’nin “değişen dünya sahnesi”nde etkin bir rol alması için bu metropole ihtiyaç vardır.

 

 

 

 

 

BizGençler