Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Türkiye'nin 5 sene sonrası hakkında fikri olan var mı?

İnovasyon kavramı “yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması” veya “Yenilik” ya da “Yenilenme” şeklinde tarif ediliyorsa da bu kadar dar bir tanıma sığmıyor. Anlamı oldukça geniş bir kavramdır inovasyon.

İnovasyonu araştırma - geliştirme (Ar – Ge) ile de karıştırmamak lazım. Ar-Ge’de tekniği ya da teknolojiyi kullanarak sonuca gidilirken, inovasyonda akılla gidiliyor sonuca.

Bir aracın daha az enerji harcamasını sağlamak Ar-Ge ile mümkündür ve sağlanan sonuçla inovasyonun alâkası yoktur.

İnovasyona bir Türkiye’den bir de Avrupa’dan örnek verelim. Ki, daha iyi anlaşılsın.

 

Avrupa’nın çikolatası

 

Avrupa’nın hemen her ülkesinde hayvancılık sektörü gelişmiştir. Avrupa halklarının geçim kaynağıdır hayvancılık.

Hayvancılık yapılır da bol miktarda süt olmaz mı? Var, hem de haddinden fazlası var. Avrupalı bu sütü ekonomik bir değere çevirmek için çikolata üretmeye karar vermiş. Güney Amerika ve Batı Afrika’nın kakaosu ile Türkiye’nin fındığını alıp kendi elindeki sütle karıştırmış ve ürettiği çikolatayı hem kendisi tüketmiş, hem de dünyanın dört bir bucağına ihraç etmiş.

 

Türkiye’nin baklavası

 

Türklerin de buna benzer bir uygulaması var; baklava. Baklava un, yağ ve ceviz, fıstık ya da fındıktan oluşuyor. Güneydoğu Anadolu’nun fıstığı, Doğu’nun cevizi, İç Anadolu’nun unu baklava üretiminde değerlendirilmiş ve hâlâ değerlendiriliyor.  Gaziantep her gün 10 tona yakın baklava gönderiyor Türkiye’nin çeşitli şehirlerine ve hatta Avrupa’ya.

Bu her iki uygulama da inovatif aklın ürünüdür.

Buna benzer global bir örnek daha vermek gerekirse, akıllı telefonu gösterebiliriz.

 

Akıllı telefon

 

Piyasada bilgisayar, telefon, internet, kamera, televizyon vardı. Apple gibi firmalar bu unsurları bir araya getirdi ve avuç içi kadar bir telefonda birleştirerek; dünyada reform sayılan bir değişime imza attılar.

Dünya “Endüstri 4.0 Devrimi”ni yaşıyor. Bu çağın bariz özelliklerinden biri de çok hızlı başlamış olması. Geçmiş üç çağ insana yardımcı devrimlerin yaşadığı çağlardı. Endüstri 4.0 Çağı ise insana rakip bir çağ.

İnovatif akıl esas bu çağda lazım.

 

Türkiye ne yapsın?

 

Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şey işte bu inovatif akıl. Ne yapıp edip o akla sahip olması icap ediyor. Başka çaresi yok.

Bilgisayarlar ve fabrikalar birbirleriyle entegre çalışmaya başladı. Robotlar insanların yerine geçiyor. “Ucuz işçi” diye bir mefhum kalmıyor yani.

Hasta olmayan, yorulmak nedir bilmeyen ve kıdem tazminatı gibi talebi bulunmayan robotlar iş başı yapmaya başladı.

Robotların sunduğu ucuz işçilik fırsatının hemen ardından Vietnam’daki Adidas Fabrikası Almanya’ya taşınma kararı aldı. Trump baskısıyla birlikte 16 milyar dolarlık yatırım ABD’ye döndü.

Şimdilik öyle görünmüyor ama uzmanlar robotların zekâ bakımından insanlardan ileri geçeceğini iddia ediyorlar.

Durum vahim yani: En vahimi de bu gelişmelerin çok kısa sürede olacak olması. 10 sene sonra dünyada ve tabii Türkiye’de çok şey farklı olacağa benziyor.

En önemli soru şu: Türkiye 10 sene sonrası için ne yapıyor?

 

 

 

 

 

BizGençler