Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Türkiye’nin dış politika sınavı

Ülkelerin olmazsa olmazlarından biri de hiç şüphesiz dış politikadır; hatta en önemlisidir. En okkalı menfaatler, dış politika ile sağlanır çünkü. Her ülkenin kendisine göre bir dış politikası vardır. Dış politikanın etkisi ise ülkenin gücü ile doğru orantılıdır.

Devletlerin uyguladığı dış politikada akıl, mantık, yetenek, basiret ve adı üstünde diplomasi vardır ama duygusallığa asla yer yoktur. O arenada çıkarlar söz konusudur. Çıkarlar devam ettiği müddetçe dostluklar da devam eder.  

Devletlerin gücünü “siyasi”, “iktisadi” ve “askeri” olmak üzere üç başlık altında toplamak mümkündür…

 

ABD ve Sudan

 

Amerika Birleşik Devletleri ile Sudan’ın dış politikada aynı etkiyi göstermesini beklemek mümkün mü?

ABD, gücünü kullanıyor ve dünyada mevcut olan 200 civarındaki ülke üzerinde söz sahibi oluyor. Güçsüz ülkeleri koruması altına alıyor ve bu hizmeti karşılığında da o ülkelerin sahip olduğu yeraltı zenginliklerinden aslan payı istiyor, ya da onlara silah ve uçak satıp köşeyi dönüyor. 

Sudan ABD’nin kanatları altına girip hayatını idame ettirme gayretine düşmüş durumda. ABD ise Sudan’ın altını üstünü yoklayıp nasıl yararlanacağına bakıyor!

Bir de Türkiye var tabii. Türkiye ne ABD, Rusya ve Avrupa kadar güçlü, ne de Sudan kadar güçsüz bir ülkedir. Dolayısıyla fazla bir yaptırım gücü yok!

Ha, bunun tersini söyleyenler yok değil tabii. İktidar “En büyük biziz” diyor mesela. Diğer taraftan kendini vatandaşa “bilgili” diye yutturmuş sözde aydınlar var bir de. Onlar da “Amerika ve Avrupa battı batmak üzere” diye tamamen duygusal düşüncelerini halka kakalıyorlar. Vatandaş ne yapsın, çift taraftan aldığı hayal bombardımanının etkisiyle uyuşup kaldı! Haliyle dış politikadaki yanlışları da görmüyor. Göstermek isteyeni de reddediyor. Şuurunu kaybetmiş! Nasıl kabul etsin?!.

Türkiye son senelerde uyguladığı dış politikada AB, ABD ve Rusya gibi güçleri birbirine vurdurma stratejisi uyguladı ya da Sudan gibi ülkelere “Biz kardeşiz” diye zeytin dalı uzattı. Hiç olmazsa istikrarlı bir tutup sergilese ve sağlam bir duruşu olsaydı belki bir şeyler elde ederdi ama onu da yapmadı!

 

AB flörtü

 

Beş – altı sene Avrupa Birliği ile flört etti. Dünyayı tam “Türkiye AB üyesi olmaya hazırlanıyor” fikrine alıştırmıştı ki, birden ABD ile kol kola girip Orta Doğu’da at koşturmaya başladı. AB de AB kriterleri de unutuldu, çok gerilerde kaldı!

Türkiye “Komşularımızın torağında gözümüz yok” diyorsa da inanmayın; bal gibi vardı. O güne kadar Türkiye’ye gelmiş 50 bin Suriyeli ile Şam’a gidip Cuma namazını müteakip törenle şehrin anahtarını teslim alacaktı ama hiçbiri olmadı! Tam aksine; 3 milyon 500 bin Suriyeli mülteci geldi Türkiye’ye. AB “3+3 milyar Euro vereyim, mültecileri iş sahibi yap” dedi. Tek bir şartı “plan” yapmaktı. Türkiye hangi işini planlı yapmıştı da “Mülteci Meselesini” planlayacaktı? O da olmadı!

 

Rusya ile ittifak

 

Türkiye ABD’yi de bıraktı. Hem hükümet, hem kafasına göre bulduğu sözüm ona bilge kişiler “ABD gün sayıyor. Bugün yarın batacak” diyordu. AB ülkelerinin sonunun geldiğini iddia ediyordu. Uzatmayayım; Türkiye kendini Rusya ile ittifak içinde buldu. Bulmasına buldu ama “Kırk yıllık kani, olur mu yani” misali onunla da bozuldu arası. Çok ağır bir fatura ödeyip buzları eritti ama güvene dayalı bir ittifak yok ortada. Rusya da tıpkı ABD gibi “PYD/YPG benim müttefikim” diyor da başka bir şey demiyor!

 

Paris’te konuşmanın bedeli

 

Türkiye baktı olmuyor başa döndü. Cumhurbaşkanı Erdoğan Paris’e gitti. Fransa Cumhurbaşkanı Macron uyanık adam. “Fransa’dan füze ve et satın alırsan seni kabul ederim” şartını koştu. Öyle de oldu. Türkiye Fransa’dan et ve füze aldı. Erdoğan da Avrupa’nın göbeğinden ABD’ye verdi veriştirdi. Haksızlık etmemeyeyim. Paris’teki ikili görüşmede Türk kirazı gündeme geldi ama henüz sipariş yok!

Hikâye uzun fakat konu aynı:  Türkiye 15 sene kucaktan kucağa dolaştı ve bunun adını “başarılı dış politika” koydu. “Bir çıkarın oldu mu” diye soranlara da “dış düşmanları ve onların iç uzantılarını def ettik; daha ne olsun” diye cevapladı. Bu cevapla yetinmeyip bir soru daha sorma cesareti gösterene ise “Hain” dedi, “düşman” dedi ve onların trenden düştüğünü söyleyip yoluna devam etti! Ne diyelim: İyi yolculuklar!

BizGençler