Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Türkiye'nin gittiği yol yol mu?

Türkiye'nin "deve" mi, "kuş" mu olduğuna bir karar vermesi lazım artık. Şayet "Devekuşu" ise o zaman da ona göre davranması lazım. 

Ağzını açan Türk insanının "Girişimci" olduğunu söylüyor. "Şöyle girişimci", "Böyle girişimci" diye öve öve bitiremiyor.
Sanki "doğuştan" gelen bir şey bu "Girişimci Ruh"  
"Girişimci sayısı artsın” diye kimse bir şey yapmıyor!
"Genetik girişimci" ne yapıyor peki? "Kim ne yapmış" diye etrafına bakıyor ve en fazla parayı kim hangi işten kazanmışsa, onun yaptığı işi yapıyor. "Taklitçi" yani!

Ha, "Girişimcilik"ten bahseden yok mu? Var. Özyeğin Üniversitesi mesela. "Girişim Dersi"ni mecburi kıldı. TEB, "Girişimci Evi" sayısını 10'a çıkarıyor. TİM, TEB ile iş birliği hâlinde ve girişimciliği anlatmaya çalışıyor, teşvik ediyor. "Girişimci Evi" kurup girişimcinin fikrini ekonomik değere dönüştürmesine yardımcı olmak maksadıyla harekete geçti. 
TOBB da öyle; kolları sıvadı ve "Girişimciler Kurulu"nu oluşturdu ve Anadolu'nun çeşitli illerindeki girişimcileri buluşturma konusunda start verdi.
Bunları küçümsediğim sanılmasın. Takdir ediyor ve destekliyorum ama yetmez!

İnovasyon neden gerekli?

İnovasyon bilindiği gibi kavram olarak yenilikçiliği, süreç olarak ise yenilenmeyi ifade ediyor. Bir buluş değildir yani. Bir ürün ya da hizmeti ele alıp ona etkin özellikler katıp insanlığın hizmetine sunmaktır.
Ticari olarak bakıldığında ise mal ve hizmetin katma değerini arttırmanın tarifidir inovasyon. Geliştirilen hizmet ve ürün, firmanın rekabet gücünü arttırır ayrıca. İnovasyon teknolojide, pazarlamada olduğu gibi organizasyonda da gereklidir ve ayrıca sürekli olması da lazım.

Ar-Ge nedir?

Araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) bir toplumun olmazsa olmazıdır. Eğitim, bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlamak isteyen toplumların Ar-Ge yapması şarttır.  Yeni bilgi üretmek ya da mevcut bilgilerle yeni ürün üretmek ancak Ar-Ge ile mümkündür. Düzenli yapılması ise ayrı bir şarttır. Ar-Ge'yi terk eden rekabet gücünü kaybeder çünkü.  

Mentor nedir?

Türkiye, mentor kavramı ile yeni yeni tanışıyor. "Danışman", "Akıl hocası" diye bildiğimiz kavram mentor oldu. Yenilikçi olmayı kafaya koyduk ya; isimleri değiştiriyor ve "Oldu da bitti maşallah" deyip geçiyoruz!
Adı ister mentor olsun, ister danışman ya da akıl hocası. Bu kavramların içi dolu mu, boş mu; ona bakmak lazım. Mentorun donanımlı olması lazım bir kere. Verdiği aklın işe yaraması, gösterdiği yolun, o aklı alanı düzlüğe çıkarması lazım.

Fikri olana da yatırım

Türkiye'nin her şeyden önce mentora ihtiyacı var. Dünyada olup biteni takip eden ve boşlukları gören mentora. O mentorların gösterdiği yoldan İnovasyon ve Ar-Ge ile giden girişimci sayısını arttırması gerekiyor. Riski göze almak da lazım tabii. "Ar-Ge" denen şey; riskli bir şey. Fikre yatırım yaparsın, tutarsa ne âlâ; tutmazsa, gitti paracıklar! Riski göze almadan Ar-Ge olmaz. Yüzde 1'lik Ar-Ge yatırımı ile hiç olmaz!
Ustadan, babadan görmekle... Taklitle bir yere varılmıyor maalesef! Varılsaydı bugün Türkiye'nin ihraç ettiği ürünler arasındaki ileri teknoloji oranı fazla olurdu. Yüzde 3 hâlbuki!
"Bir fikrin varsa, gel" demekle ne Ar-Ge yapılır, ne de girişimci olunur! Fikre olduğu kadar fikri olana da yatırım yapmalısın ki, fikri olan sana gelsin. Bu yok!

(Bu yazı üç sene önce kaleme aldığım bir yazı. Tüm tazeliğini koruduğu için tekrar aldım.)

BizGençler