Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Üç zarf, üç öğüt

Süleyman Demirel kendi ifadesiyle altı defa gitti, yedi defa da gelip başbakanlık koltuğuna oturdu. 12 Eylül 1980 Darbesi’nin ardından uzun süre siyasi yasaklı kaldı. Yasağın kalkması için çok çalıştı. En sonunda halkın sandık başına gitmesini sağladı ve 1987 yılında yapılan referandumla yasak kalktı.

 

O anlatırdı.

“Eski başbakanla, yeni başbakan arasında devir teslim ifa ediliyormuş. Eski başbakan devletle ilgili evrakları teslim etmiş. Hangi dosyada hangi bilginin bulunduğu tek tek anlatmış. Daha önceden boşalttığı çekmecelerin birinden 1-2-3 diye numaralanmış üç de zarf varmış.”

      “Bunlar nedir” diye sormuş yeni başbakan.

Eski başbakan “Ha, o mu” diye tebessüm etmiş ve izah etmiş. “Siyaseten sıkışır, bir çıkış yolu bulamazsan; bu zarfları açarsın.”

Gel zaman git zaman başbakan sıkışmış. O zarflar aklına gelmiş ve birinci zarfı açmış. İçinde “Geçmişi kötüle” diye yazan bir not varmış. Başbakan hemen “Enkaz devraldım” falan diyerek geçmişi kötülemeye başlamış. Bir sene kadar o yöntemle gitmiş ama zor günler gene gelip çatmış. İkinci zarfı açmış. “Bürokratları kötüle” notunu okumuş. Durur mu? Başlamış “Bürokratik engeller her şeyi kilitliyor” demeye. Bürokrasi ayak bağı olmasa biz ne muhteşem işler yaparız ama elimizi ayağımızı bağlıyor.”

Bir müddet de ikinci zarfla gitmiş ve işler gene karışınca üçüncü zarfı açmış: “Üç zarf da sen hazırla!”

 

Düşmansız yaşanmaz!

 

Eski zamanlarda ülkede işler yolunda gitmemeye başlar, yokluklardan dolay halk isyanlara girerse kral komşu ülkelerden birine savaş açarmış. Savaşla birlikte açlık, susuzluk veya hastalık gibi iç meseleler dert olmaktan çıkıveriyor tabii. Savaş bitti, diyelim; o zaman da “Savaştan yeni çıktık, yaraları saracağız” de ve problemleri halının altına süpür!

 

Başarı benim, başarısızlık hainlerin!

 

2000 – 2010 yılları arasında global rüzgâr gelişmekte olan ülkelerin lehine esti ve Türkiye gibi ülkelerin yelkenini şişirdi. Önce Batılı yatırımcı Doğu’ya taşındı. Derken para bolluğu yaşandı. Ardından emtia fiyatlarında düşüş geldi. Demir çelik, petrol gibi ürünler ucuzladı. Bu dönemde Türkiye yabancı sermaye çekti, bol bol borçlandı, cari açık riski dışına çıktı… Ve iktidar o dönemde “Yetenekliyim. Bütün bu bolluk ve bereket benim sayemde oluyor” diye kasım kasım kasıldı. 

2010 yılından sonra dünyada yaşananlar gelişmekte olan ülkelerin aleyhine gelişti. Faiz yükselmeye başladı. Para bolluğu bitti. Gelişen ya da gelişmekte olan ülkelerin hiçbirisi önünü göremez, dolayısıyla uzun vadeli plan yapamaz oldu.  

Türkiye, ABD ile müttefikti, bitti. AB üyesi olmak için pek hevesliydi, bıraktı. Rusya ile ticari ilişkisini arttıracağını söylüyordu, yapamadı.

İktidar şimdi “Amerika hain” diyor. “Avrupa Birliği bizim güçlenmemizi istemiyor” diye konuşuyor. “Rusya tüm iyi niyetimize rağmen suyu bulandırdı” anlamına gelen sözler sarf ediyor.

 

Dünya barış meşalesi

 

2011 yılında Türkiye kendini, dünya barış meşalesini yakmaya en yakın aday ülke olarak görüyordu. Orta Doğu’nun, Afrika’nın, Balkanların ve Kafkasların hamisi olacaktı. Beşar Esad’ı üç ay içinde gönderecek ve Suriye meselesini kökünden halledecekti. Bu arada 100 bin kadar Suriyeli mültecinin Türkiye sınırını geçebileceği söyleniyor ve onların da misafir olarak ağırlanacağı ifade ediliyordu. “Arap Baharı” nedeniyle iç savaş yaşayan Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Yemen gibi ülkeler Türkiye’nin liderliğinde kontrol altına alınacaktı.

Aradan beş sene geçti. Türkiye’de 3 milyon Suriyeli mülteci yaşıyor ve bu insanlarının Suriye’ye dönmelerinin imkânsız olduğu seslendiriliyor. Orta Doğu ve Afrika’da Türkiye yok. Sıfır problem deniyordu. Maksat buysa, komşu ülkelerin hiçbirisi Türkiye’yi kale almıyor!

 

Rus turist

 

Türkiye’ye en fazla turist Rusya ve Almanya’dan geliyordu. Uçak krizi, Antalya’ya gelen Rus turist sayısında mayıs ayı itibariyle yüzde 94 düşüşe neden oldu. Terör olayından dolayı da Almanya’dan gelen turist sayısı yüzde 39 azaldı. Birçok otel kapandı. Turizm demek sadece beş yıldızlı otel demek değil ki. Ulaşım, perakende, yeme içme, meyve sebze, yumurta gibi birçok sektör de etkilendi.

İktidara soransan bütün bunlar “Hainlerin işi!”

 

 

 

 

BizGençler