Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Vatandaş partilere not verirken hangi kriterleri dikkate alır?

Türk vatandaşı iki yerde fanatik davranıyor: 1) Takım 2) Parti. Takım ve partisini kimliği gibi taşıyor; onlara söz söyletmiyor. Kolay kolay değiştirmiyor da onları! Fakat bu, onlara hiç kızmadığı anlamına gelmiyor tabii. Takımına kızdığı dönemler olduğu gibi partisine kızdığı dönemler de oluyor. Stada ve sandığa gitmeyip anında kesiveriyor cezayı.

Şöyle bir özelliği daha var taraftar ya da seçmenin. Tuttuğu takım veya partinin mağlubiyetine kızsa da başkalarına söz söyletmiyor. Suçu hakeme atıyor, havanın bozukluğuna veriyor, teknik direkktöre yüklüyor ama takımını ya da patisine toz kondurmuyor.

 

Vatandaş skora bakar

 

Seçmen, skora bakıyor ayrıca. Nasıl takımı gol attıkça, neşelenip göğsü kabarıyorsa; tuttuğu takımın lideri diğer parti liderine lâf çaktığında da yaşıyor aynı mutluluğu. Dolayısıyla parti liderlerinin hep gol atması gerekiyor!

Seçmenin baktığı önemli yerlerden biri de cebidir. Cebine bir şeyler giriyorsa mesele yoktur. Cebine az ya da çok bir şey giriyorsa, kazanan takımını desteklemek için yağmur yaş demeden stada koştuğu gibi partisinin iktidarda kalması için de hiç üşenmeden gidip oyunu kullanıyor! Aksi olduğunda da evinde oturup partisini cezalandırıyor!

 

Vatandaş Ak Parti’yi neden 16 yıl iktidar yaptı

 

Ak Parti’nin yaptığı hizmetler ve dağıttığı sosyal yardımlar vatandaşın hoşuna gitti ve 16 sene onu iktidarda tuttu. Fakat sandığa gitmeye hazırlandığı şu gönlerde seçmenin kafası karışık! Tereddütleri var: Korkuyor! Köprü, tünel, havalimanı gibi ulaştırma ve ayrıca sağlık hizmeti bedellerinin sırtına yüklenmesinden korkuyor! Sağlıkta katkı payları artmaya başladı çünkü. Köprü ve tünellerin geçiş ücretleri, o imkândan faydalanmasa dahi vatandaşın cebinden çıkıyor!

Vatandaş, Ak Parti’nin sunduğu hizmetlerin farkında olduğu gibi bu hizmetleri finanse edecek sanayi ve teknoloji yatırımlarını yapmadığının da farkında. Yapmak isteyenleri desteklemediğini de biliyor.

 

Üç talep

 

Vatandaş şimdi üç şey istiyor. 1) Aldığı hizmetlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması 2)  Ak Parti döneminde verilen sosyal hizmetlerin hukuki bir zemine oturtulması 3) Yeni sosyal ve ekonomik hakların verilmesi.

Bu talepler doğru ve yerinde taleplerdir. Ak Parti döneminde birçok sosyal güvenlik yardımları verildi ama bunlar sanki Ak Parti’nin ihsanı gibi sunuldu ve Ak Parti’nin iktidardan gitmesi halinde bu yardımların kesileceği gibi bir hava estirildi. Vatandaş bunun hukuki bir zemmine oturtulmasını istiyor. Sürdürülebilirlik meselesi de oldukça önemli tabii. Bu hizmetlerin devamlılık arz edebilmesi için devlet gelirlerinin güçlü olması lazım. Bu da devletin vergi gelirlerinin çokluğuyla doğru orantılı ki, o da, gelip özel sektörün yatırım ve kârlılığında düğümleniyor.

 

Partilere 50 gün sonra karne

 

Ak Parti, seçim sathı mailine girildiği şu günlerde istediği kadar “Dünyanın en uzun köprüsünü, en büyük havalimanını biz yapıyoruz” desin. Seçmen bu tür yemlere pek gelmez. İstanbul Kanal vatandaş için “olsa da olur, olmasa da olur” sınıfına giren işlerdir. Gemisi mi var ki, nereden geçeceğini düşünsün.

 

Vatandaş bu seçimde, ekonominin dümenine geçecek olan kaptanı seçeceğinin şuuruyla sandık başına gidiyor. Partilerin şu 50 günde alacakları not çok önemli. Karne o notlardan oluşacak çünkü! Hiç şüphesiz sınıfta kalanlar olacaktır!

BizGençler