Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Yedi bankanın başkanı ama o hâlâ öğrenci

Faruk Güllü’nün ev sahipliğinde her ay bir kere “Katmerli Sohbetler” toplantısı yapıyoruz. Adı üstünde sohbet; hem de katmerlisinden. Müdavimler arasında iş adamı da var, siyasetçi de. Gazeteci de var, bürokrat da. Eğitimci de var, modacı da. Yelpaze geniş yani…

Her toplantının bir konuşmacısı oluyor ve ondan başarı hikâyesini dinliyoruz. Anlatanlar başarılı, dinleyenler meraklı, sorular yerinde olunca bu toplantıların her birisi müthiş bir beyin fırtınası olup çıkıyor.

Normalde Şirinevler Faruk Güllüoğlu Salonu’nda gerçekleştiriyoruz bu toplantıyı. Sabahın erken saatinde gerçekleştiriyor ve bilgilenmiş bir vaziyette dağılıyoruz. Fakat dün, Ramazan olduğu için akşam saatine çekildi ve yine Faruk Güllüoğlu’na ait olan iftara çekildi Kübban Restoran’da iftar yaptık hep birlikte.

Kübban, Güneşli’de Gaziantep yemekleri yapıyor. Çok lezzetli kebapları var bir kere. Çorbası harikaydı. Zaten bir numara baklavacı: Mükellef bir iftar oldu, sizin anlayacağınız.

Bir gün önce Atatürk Havalimanı’nda kahpece bir terör olayı yaşanmış ve tüm toplum acıya gark olmuştu. “Toplantıyı iptal mi etsek” denildi bir an. “Katmerli Sohbetler”in fikir babası olan gazeteci arkadaşımız Fikri Türkel, “Asla” dedi. “Esas birliğe ve beraberliği ihtiyacımız olan gün bugün. Hep bir arada olacağız ve dik duracağız” diyerek iptal olmayacağını söyledi. İyi ki de edilmemiş. Birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulan bir gündü ve Türkel’in dediği gibi “dik duruş” gösterildi, acılar paylaşıldı. Bir daha yaşanmaması için dua edildi.  

Cey Group Yönetim Kurulu Başkanı Ali Avcı ile birlikte gittik Kübban’a. Ali Avcı iş hayatında oldukça başarılı bir iş adamı. Aynı başarıyı sosyal hayatta da gösteriyor. Kısa süre önce SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Kemalettin Güneş ve Türkiye Gıda İşverenleri Sendikası Başkanı Necdet Buzbaş da oradaydı ve Sunset Mayo & Günkar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kemalettin Güneş de sosyal faaliyetleriyle dikkat çeken bir iş adamı. İHKİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda sayısız sivil toplum kuruluşunda yönetici. Hakeza Buzbaş; birçok STK’da aktif görev yapıyor.

Bizi Faruk Güllü ve oğlu Enes karşıladı. Her ikisi de sempatik insan ve mükemmel ev sahibi.

Gazeteci, iletişimci, iş adamı, turizmci, bankacı ve çok sayıda müteşebbisin katıldığı toplantının bu ayki konuşmacısı Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın’dı. Zeki Sayın bankacılık sektörünün duayenlerindendir ve ayrıca faizsiz bankacılık fikrini ilk seslendiren kişidir. Şu anda yedi bankanın yönetim kurulu başkanı.

Emlak Bankası malum tasfiye halinde… Sayın sohbetinin bir kısmında “Gayrimenkulü bu kadar çok, bilançosu sağlam bir banka için neden kapatma kararı alındı hâlâ anlayabilmiş değilim. Niye dağıldı bilmiyorum” dedi Emlak Bankası için. Eee, burası Türkiye!

Emlak Bankası’nın tasfiyesine karar verilince sahip olduğu gayrimenkuller TOKİ’ye, menkul değerleri de Ziraat Bankası’na devredildi.

Emlak Bankası, hiçbir faaliyeti olmamasına rağmen geçen sene vergi rekortmeni oldu. Nasıl oldu da oldu? Zeki Sayın bu sorunun cevabını verirken; şöyle konuştu:

“Ben 2003 yılında genel müdür oldum, Emlak Bankası’na. Tasfiye halindeydi. Hiçbir geliri yoktu ama biz kâr ediyoruz ve her harcamamızı kârımızdan karşılıyoruz. Kâr etmek için mevcut gayrimenkullerimizi yeniden değerlendirmekten başka bir şey yapmadık aslında. İlk iki sene ne satış yaptık, ne kâr ettik! Sahip olduğumuz malları yeniden değerlendirmiş ve gerçek değerlerinden satmaya karar vermiştik. ‘Öyle olmaz’ dediler. ‘Devlet ucuz satar.’ Anlayış buydu. Devlet beleş verirdi. Biz değerine satmaya kalkınca kimse satın almaya yanaşmadı. Fakat daha sonra bizim, kararımızdan taviz vermeyeceğimizi görüp gelmeye başladılar. 500 milyon lira üzerinde kâr ettik. Bir milyar lira da anapara alacağımız var.”

Zeki Sayın, Emlak Bankası’nın katılım bankasına dönüştürüleceğini ve mevcut katılım bankalarının (faizsiz banka) dışında bir sistemle faaliyet göstereceğini söyledi.

Zeki Sayın 1942 yılında Kırşehir’de doğdu. 1966 yılında Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldu ve 1967 yılında imtihanını kazandığı Ziraat Bankası’nda müfettiş yardımcısı olarak göreve başladı.

Zeki Sayın’ın o günlerde iki özelliği öne çıkıyordu. Bunlardan biri içindeki “Hukuk Fakültesi’nde okuma” isteğinin sönmemiş olmasıydı. Bir diğerinin de “faizsiz bankacılık sistemi”ne kafa yormasıydı.

Bankacılık hiç istediği bir meslek değildi aslında. O Avrupa’ya gidip öğretim görevlisi olmak istiyordu ama hangi imtihana girmişse bir-iki puanla hepsini kaybetmişti. Annesi, “Gidersen hakkımı helal etmem” diyordu çünkü.

Müfettiş yardımcısı olduğu yıl tekrar üniversite imtihanına girdi ve yüksek puan alıp İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. Fakat terör olayları Fakülte’nin öğretime ara vermesine, çalışıyor olması ise onun dersleri takip edememesine neden oluyordu. Mezun olamadı tabii.

“Af çıktı. 1967’deki dosyamı çıkarttım ve şimdi Hukuk Fakültesi’nde devam ediyorum” diyen Zeki Sayın bu sene üçüncü sınıf öğrencisi olduğunu söyleyerek; konuyla ilgili düşüncesini şöyle tamamladı: “Üç numaralı oğlum bu sene liseyi bitirdi. Sanırım onunla birlikte mezun olurum.”

 Zeki Sayın, “faizsiz bankacılık” sistemiyle ilgili görüşlerini anlatırken ise şu ifadeleri kullandı:

“Allahü teala faizi haram etmiş. Ben biliyorum ki, Allah faydalı hiçbir şeyi yasak etmez. Ben faizsiz bankacılık sistemini düşünüyor, araştırıyor ve bazı yerlerde seslendiriyordum.  Yazmaya konuşmaya da başlamıştım. Bir gün Bolu’da faizsiz bankacılık hakkında konuşma yapmam istendi. Gittim, anlattım. Salon tıklık tıklım dolu. Ön iki sıranın devlet ricali olduğu söylendi bana. Savcı, polis, istihbaratçı kim varsa hepsi oradaymış. 2Dikkatli ol’ dediler. Kürsüye çıktım. Notlarımı çıkardım ve ‘Selamün aleyküm’ diye selamladım dinleyicileri. ‘Aleyküm selam’ dedi hazırun. İlk iki sırada ‘tık’ yok. 3 saat anlattım. Soruları cevapladım. Dinleyicilerden biri ‘Faiz olmazsa kamuda çalışan işçi ve memur nasıl maaş alacak’ diye sordu. Ona ‘Üç saattir size kârı anlatıyorum’ dedim ama ne onun, ne diğerlerini aklı basmadı. Toplantı bitti ‘Savcı bey seninle görüşmek istiyor’ dediler. Ona da anlattım. Zor günlerdi.”

1974 yılına gelindiğinde Zeki Sayın hâlâ kar-zarar ortaklığı hakkında yazılar yazmaya devam ediyor. Faizsiz bankacılık sistemini anlatıyor. 1974 yılında Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, “Gel, bakalım” diyor ona. Sistemi kurması için Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’na genel müdür olarak atıyor.  Fakat siyasi şartlar ve bürokrasi uygun olmadığı için proje uygulanamıyor.

1984 yılına kadar da uygulanmıyor. Başbakan Turgut Özal 1984 yılında Albaraka Türk, 1985 yılında da Faisal Finans’ın kurulmasına izin verdi. Eski adı faizsiz bankacılık iken yeni adı katılım bankası oldu sistemin ve bugün Türkiye’de beş katılım bankası faaliyet gösteriyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler