Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Yeni bir sağ doğuyor

15 Temmuz’dan sonra Ak Parti ile MHP arasında başlayan yakınlaşma onları “milli” ve “yerli” çizgisinde buluşturdu ve sonunda “Cumhur İttifakı”nı kurdular.

Geçmişte Erdoğan’ın Bahçeli’ye, Bahçeli’nin Erdoğan’a karşı sarf ettiği sözler hepimizin hafızalarında tüm tazeliğiyle duruyor. Bu iki liderin birbirlerinin yüzüne bakması dahi imkânsızken, siyasetin cilvesine bakın ki, adına “Cumhur” dedikleri ittifak kurdular. Kurmasına kurdular ama zemini bataklık bu ittifakın!

İşin garipliğine bakın ki, anlamı “aynı ülkede yaşayan insan topluluğu” olan “cumhur” kelimesi, Ak Parti ve MHP’nin kurduğu “Cumhur İttifak”nda sadece bu iki partiye oy veren insanları kapsıyor. Diğerleri “yok” hükmünde. Onlara “hain” de dendi. “Dış güçlerin maşası” da dendi. “FETÖ” ve “PKK” destekçisi de dendi tabii.

Bu algı operasyonu etkisini gösterdi ve halk “milli” ve “gayri milli” diye iki gruba ayrılıp uçlara taşındı. Ailenin “Milli” ferdi, “Gayri milli” ferdi ile görüşmez oldu. Komşu komşu ile selamı sabahı kesti.

Ki, Meral Akşener ismindeki bir kadın çıkıp “Ben sizin bacınızım” dedi. Kurduğu İyi Parti’nin Anadolu kongrelerinde “kardeşlik” mesajları verdi. Bu ses, vatandaşın kendisine gelmesini sağladı. Derken Saadet Partisi girdi devreye. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da vatandaşın aşina olduğu sözler söylüyordu. Kulağındaki pas silinen vatandaşın duyduğu bu sözler içindeki “adalet”, “eşitlik” ve “kardeşlik” duygularının depreşmesine sebep oldu.  

Evet, doğru. Meral Akşener’in İyi Parti’si ile Temel Mollaoğlu’nun Saadet Partisi’nin barajı geçip geçemeyeceği dahi şüpheli! Hatta “Cumhur İttifakı”nın küçük ortağı tarafından yüzüne kapı kapanan Büyük Birlik Partisi de gelse, yine de ümitsiz vaka ama konu bugünkü sayısal durum değil ki.

Önemli olan vatandaşın algılamasıdır. Vatandaş “Ya bendensin, ya da düşmanımsın” baskısına  “Ya benimsin, ya toprağın” tehdidine muhatap olan kadın misali boyun eğer veyahut da “Ben kardeşliği tercih ediyorum, arkadaş” deyip öbür tarafa geçer.  Bu geçiş başlamaya görsün, yeni oluşumlar çok hızlı olur ve göz açıp kapayana kadar yepyeni bir sağ blok doğar.

Gelişmeler gösteriyor ki, Türkiye yeni bir sağ hareketin sancılarını yaşıyor. Çok kısa bir zaman içinde “demokrasiyi” ilke edinmiş, tercihini “hukuk devleti”nden yana kullanmış bir sağ ittifakın ortaya çıktığını ve “Cumhur İttifakı”nın içini boşalttığını görürseniz şaşmayın!

Türk toplumu “bu baskıdan bıktım” der ve kabuğunu kırarsa, lider bulması da yeni bir çatı altında toplanması da hiç zor olmaz. Gidişat da o zaten.

 

 

BizGençler